Hitler’in Rusya’yı İşgale Başlaması

Avrasya Ekonomik Bölgesi

Önemli cephelerde alınan başarılı sonuçlara rağmen MWT’nin ‘barışçıl yayılma’ plânını doğu ve güneydoğu Avrupa’ya yayma stratejisi tek bir adamın, Führer’in üzerinde odaklanmıştı. Başlangıçta Versailles’da kaybedilenleri geri kazanması için büyük sanayi ve finans patronlarının desteğini alan ve şansölye olan
Hitler, kitabı Kavgam’da on yıl önce sözünü ettiği Bolşevizm’i ve Slav ırkını yok etme fikrine saplantılı bir şekilde bağlanmıştı.




Ekim 1935’te, Alman taburlarının Rhineland’a yürümesinden aylar önce Hitler, sözde iç hükümetine Sovyetlerle 1939 baharında başlatılacak bir savaş için gerekli hazırlıkarı tartışmak üzere toplandı. Bu tarih, Şubat 1934’te hazırladığı zaman çizelgesine göre 1940’ta Rusya’ya savaş açmasından tam bir sene önceydi. Ekim 1935’te ve takip eden plânlama toplantılarına katılanlar arasında Hitler’in dışında, yardımcısı Rudof Hess, Donanma Amirali Erich Raede, Hava Kuvvetleri’nden Herman Goering, Savaş Bakanı General Werner von Blomberg, Dışişleri Bakanı Konsantis von Neurath, Maliye Bakanı Kont Schwerin von Krosigk ve hem Reichsbank’ın hem de Ekonomi Bakanlığı’nın başında bulunan Hjalmar Schacht vardı.

Schacht, kabine toplantılarında, bankacılık ve sanayi alanlarında MWT’nin ‘barışçıl yayılma’ stratejilerinin kullanılmasını savundu. Askeri müdehalenin başlatılması durumunda Fransa’nın yanında antant imzalamış ülkelerin de yer alacağını ve ekonomik olarak yeterli hazırlıkların olmadığını söyleyerek Hitler’in savaş isteğinden vazgeçirmeye çalıştı. General Ludwig Beck de askeri olarak hazır olmadıklarını ifade etti.

Schacht, Goering’e karşı mücadele etti ve sonunda Hitler’in büyük çaplı askeri harcamaları yeni bir enflasyon tehdidi yaratarak ekonomiyi istikrarsızlığa sürükleyecekti. Her şeyden önce Schacht ve MWT’deki sanayici dostarı, Orta Avrupa için en iyi stratejinin Carl Duisberg’in ‘barışçıl yayılma’ plânı olduğunu ve komşu ülkelerin daha uygun bir strateji olacağını biliyorlardı. Hitler, Kasım 1935’te Rusya’ya tam kapsamlı savaş hazırlıklarını başlamasını emrettiğine, Beck ve general kadrosu MWT ile paralel görüşler ortaya koyarak savaşta başarılı olmak için dört önkoşul öne sürdüler.

Öncelikle Almanya’nın Mitteleuropa (Orta Avrupa) bölgesinde askeri işgale gerek duyulmadan ekonomik bir hâkimiyet kurulmalıdır ve böylece ordu da gelişecektir. Ekonomik ve politik yollarla yapılması durumunda Sovyetlere karşı girilecek bir savaş için gereken hammadde, tarım ürünleri, enerji, ulaşım, yönetim altyapısının sağlanması garanti altına alınabilir. Gerçekte, MWT’nin Orta Avrupa plânının devlet politikası haline getirilmesini istiyorlardı. Krupp, I.G. Farben ve diğer çelik şirketleri de bu kritik noktada generallerin tarafındaydı.

İkinci önkoşul, Polonya ordusuydu. Rusya’ya karşı Polonya askerleriyle birlikte savaşılacaksa, Alman muharebe standartlarına ve disiplinine sahip olmalıydılar. Bunun gerçekleştirilmesi için Polonya-Almanya ortak Savunma Anlaşması hazırladılar. Bu teklif daha önce 1934’te Polonya tarafından reddedilmişti.

Üçüncü önkoşul Japonlarla Rusya’ya karşı ittifak kurulması ve Almanların işgale başlamasıyla doğuda Japonların Sibirya’ya saldırması sağlanmalıydı. Son koşul ise 1914’te korkunç bir felâketle sonuçlanan iki cephede aynı anda savaşmaktan kaçınmak için İngiltere’nin tarafsız kalmasıydı.

Bu koşullar MWT stratejilerinin korunması için dikkatle hazırlanmaktayken Beck, Schacht ve diğerleri Hitler’i Avusturya, Sudetenland ve daha sonra Polonya’yı savaşarak değilse de askeri güç tehdidiyle elde etmek için yönlendiriyorlardı. 1936 sonlarına doğru Hitler, Herman Goering’i yakıt, kauçuk ve diğer gerekli malzemeler için yeterli hale gelmek üzere dört yıllık bir plân yapmakla görevlendirdi.

Beklenmedik Jeopolitik Değişim

Hitler’in Polonya Dışişleri Bakanı Josef Beck’e karşı sabrının kalmaması sebebiyle Stalin’in Polonya’yı bölme teklifini kabul etmek zorunda kaldı. 23 Ağustos 1939’da Molotov-Ribbentrop Saldırmazlık Paktı’nı imzalamasıyla Polonya’nın parçalanması başlamış oluyordu. Saldırmazlık Paktı’nın ardından Alman-Sovyet Ticaret ve Kredi Anlaşmaları da devreye girdi. Almanya, açılan kredilerle Rusya’dan 200 milyon mark değerinde, hayati önem taşıyan petrol ve sanayi hammaddesi satın aldı.

Bu anlaşmayla “fabrikaların kurulması, neft sanayinin kurulması için gereken her türlü makine, alet ve ekipmanın nakliyesi, yüksek oktanlı mazot üretimi ve Sovyet kimya endüstrisi için gereken ölçüm ve laboratuar ekipmanları, elektro teknik endüstrisi için gereken ekipmanlar, gemiler, taşıtlar ve nakliye araçları manda altına alınıyordu… ” Rusya’dan yapılacak alımlar için gereken kredi Deutsche Golddiskontbank, kısaca ‘Dego’dan geliyordu.




Stalin’le yapılan ticaret ve kredi anlaşmaları, Almanya’nın en azından teorik olarak Sovyetler Birliği’ne ekonomik ‘barışçıl yayılma’ stratejisiyle büyük Sovyetler Birliği’ne girmesi olasılığını açmıştı. Dışişleri’nden Baron von Weizsaccker, Moskova’yla yapılan anlaşmalar yüzünden oldukça sevinçliydi. Ribbentrop, Hitler ve kabine için yazılmış olduğu bildiri şöyleydi:

Her iki ülke de doğal olarak ekonomik yönden birbirini zenginleştirecektir. Sovyetler Birliği sonsuz büyüklükte hammaddeye, çok geniş topraklara sahip, uzun vadede önemli yatırımlar plânlayan ve kaliteli mallara ihtiyaç duyan bir ülke. Almanya ise gelişmiş ve yüksek kaliteli mal üretebiliyor. Sovyetlerin tam sanayileşmemiş olması düşünülürse, gerekli fabrikaları ve ekipmanları Almanya sağlayabilir. Almanya’nın bunu gerçekleştirecek ve Sovyetlerin üretim ihtiyacını karşılayacak kapasitesi bulunmaktadır.

Almanya’nın Avrasya’da ekonomik hâkimiyet kurma hedefi, 1940 yazında erişilebilir hale gelmişti. Bu, Londra’nın ve Roosevelt ile Rockefeller etrafında ortaya çıkmakta olan Amerikan yapılanmasının hiç arzu etmediği bir durumdu.

Avrupa’daki ‘Yeni Düzen’

Hitler-Stalin paktıyla Rusya, Alman ekonomisinin hammadde tedarikçisi haline geliyordu. MWT, Hitler’in Avrupa’daki ‘Yeni Düzen’ çalışmalarının plânlanması için Deutsche Bank’tan Hermann Abs’la çalışıyordu. Amaç Bordo’dan Odessa’ya kadar uzanan, Alman hâkimiyeti altındaki Avrupa’ydı, ama muhtemelen bunun ötesine geçilecekti.

25 Temmuz 1940’ta Schact’ın Ekonomi Bakanlığı’ndaki halefi Walther Funk, Hitler’in Avrupa’daki Yeni Düzen’i ilan ederken Hitler Almanya’sında ekonomik krizlerin, işsizliğin ve sosyal karşılıkların biteceğini vaat ediyordu. Bu vaatler liberal ekonominin krizleri ve karışıklıkları hesaplanarak verilmişti. 1941’de, Rusya’nın işgali arifesinde Georing, Karl Blessing’e Ekonomi Bakanı Funk, Deutsche Bank’tan Hermann Abs, I.G. Farben’den Carl Krauch ile birlikte devlete ait olan Kontinentale Oel petrol şirketi yönetim kuruluna çalışma görevi verilmişti. Bu şirket el altından Standart Oil ile bilhassa Romanya üzerinden petrol ürünleri sağlanması için birlikte çalışıyordu.

Hitler’in Yeni Düzeni’nin amacı Avrupa’da tek bir ekonomik alan, birleşmiş bir Avrupa ve bir kısmı Hitler’in elindeki Batı Avrupa ülkeleri arasındaki ekonomik ilişkiler, savaş sonrasında ABD’nin Bretton Woods sisteminde dolara yapmış olduğu gibi tek bir para biriminde, Alman markına sabitlenecekti.

Yeni Avrupa Düzeni’nde finansın merkezi Berlin olacaktı. Döviz kurları marka göre belirlenecekti ve fiyat kontrolü hükümetler tarafından yapılacaktı. Markın istikrarı için altın kullanılmayacaktı. Benzer bir durum ABD’nin Ağustos 1971’de altın standartlarından çıkarken yaşanmıştı.

Funk, Yeni Avrupa Düzeni’ni açıklarken para sistemi için şöyle dedi: Altına bağımlı kalacağımız bir para sistemini asla kullanmayacağız. Çünkü kendimizi değerini belirleyemediğimiz bir mübadele aracına bağlayamayız. En sonunda dört büyük güç, Almanya, Mussolini’nin İtalya’sı, Japonya ve Rusya, Avrasya’nın tamamı üzerinde Atlantik’ten Pasifik’e uzanan bir bölgede ekonomik kontrol sağlamak amacıyla bir anlaşma imzaladı.

Avrasya üzerinde sağlanan böylesine büyük bir birleşik güç, Mackinder’in ne pahasına olursa olsun İngiltere’nin engellemesi için uyardığı ve Amerikalı kuzenleri Rockefeller ailesinin asla izin vermeyeceği bir yapılanmaydı.
İngiliz diplomatları ve gizli istihbaratı, Stalin’i bu paktı bozması için kandırmaya çabalıyordu. Bu çabalar Sovyet yanlısı değildi. Churchill’in kişisel eğilimi daha çok Alman yanlısıydı. Burada mesele İngilizlerin güç dengesi hesaplamalarıydı. İngiltere, daha güçsüz olan rakibi Rusya’yla anlaşma zemini arayıp güçlü olan rakibe karşı kullanmak istiyordu. Ortaya çıkan durumun adı 2. Dünya Savaşı’ydı.

Avrupa Yeni Düzeni’nin merkezinde Almanya’nın başta Deutsche Bank ve Dresdner Bank olmak üzere Berlin bankaları bulunuyordu. Deutsche Bank’ın başındakı Hermann Abs, tüm yabancı bankacılıkdan sorumluydu. Abs, Deutsche Bank’in yönetim kuruluna 1937’de bir önceki Ekonomi Bakanı Schacht’ın tavsiyesiyle atanmıştı. Yeni Avrupa Düzeni altına Alman bankacılık modeli, kilit konumundaki sanayilerin doğrudan sahibi olan yeni işgal edilen Çekoslavakya’da Boehmische Union Bank’ın ve Avusturya’daki Vienna Creditanstalt-Bankverein’in kontrolünü ele geçirmişti. Dresdner Bank ise Viyana’daki Laenderbank Wien ve Prag’daki Boehmische Escompte Bank’ın yönetimini eline almıştı.

Avusturya ve Çek bankalarının kontrolünü elde edilmesi, MWT’nin güneydoğu Avrupa’daki ekonomik gelişme stratejisini hızlandırmıştı. Deutsche Bank, Creditanstalı aracılığıyla bankacılık menfaatlerini eski Habsburg İmparatorluğu -Zaberg, Budapeşte, Lvov ve Belgrad- sınırlarına taşınmıştı. Prag bankalarının kontrolünü ele geçirilmesiyle Bratislava, Belgrad, Sofya ve Bükreş’te değerli tutunma noktaları elde etmiş oldu. Yugoslavya, Romanya, Bulgaristan, Macaristan, Çekoslovakya ve Romanya’daki bankalar, kendi bölgelerindeki çok önemli tarım ve endüstri şirketlerini kontrol ediyordu. Alman Ekonomi Bakanı’nın bankacılık politikasını açıklarken “ekonomik refah için hammadde kaynaklarına sahip olmanın” öneminden bahsetmiştir.

Barbarossa Operasyonu Başlıyor

Alman bankalarının gelişmesi ve MWT’nin Yeni Düzen çalışmaları son sürat devam ediyorken Sovyet Dışişleri Bakanı V.M. Molotov kızgın bir şekilde Almanların özellikle Finlandiya ve Romanya’daki 1939 sözleşmesini ihlal etmesinden yakınıyordu.

Ekim ayındai Molotov’un Berlin ziyaretinden yalnızca birkaç gün önce Romanya diktatörü Jon Antonescu, Alman savaş makinesinin Ploeşti’deki stratejik petrol kuyularını işgal etmesine izin vermişti. Bunu doğrudan bir tehdit olarak gören Stalin, durumdan hiç hoşlanmamıştı. Molotov, Hitler’le Berlin’de yaptığı konuşmalarda Finlandiya ve Balkanlar için taleplerini yenilerken Romanya’daki duruma özellikle dikkat çekti. Buna ek olarak Stalin, Çanakkale Boğazı’nın kontrolünü almak istiyordu. Bu hamle, Mussolini’nin Almanya’yla ittifakını tehdit ediyordu.

Molotov’un ziyaretinden kısa bir süre sonra Hitler, Rusya’nın dörtlü ittifakından çıkarılarak yola İtalya ve Japonya’yla devam etmeye karar verdi. Hitler, 18 Aralık 1940’ta komutanlarına Barbarossa Operasyonu kod adı altında Rusya’ya karşı tam donanımlı bir savaş için hazırlıklara başlaması emrini verdi. 1935’te yapılan plânlar hayata geçiriliyordu.

Roosevelt’in Jeopolitik Oyunu

O andan itibaren Roosevelt, Rockefeller ve Dış İlişkiler Komisyonu, Savaş ve Barış Çalışmaları Grubu, tarihin en masraflı savaşından zaferle ayrılacaklarından emin olmuşlardı. Hitler’e karşı savaşa girmek için kamu oyunda propaganda çalışmalarına başladılar. Avrupa savaşına ABD’nin girme sebebi, en azından Rockefeller ve Wall Street için Hitler’in politikaları ya da Musevilere karşı yapılan zulümler değildi.

Amerikalıların kalplerini kazanmak için kullanılan propaganda, savaş sonrası için ABD’nin en büyük rakibi haline gelecek Nazi Almanya’nın yok edilmesiydi. Amerika’nın plânı, Stalin’in de çekindiği, Anglo-Amerikan cephesinin, Rusya ve Almanya’nın birbirlerini tüketene kadar savaşmalarını bekledikten sonra açılmasıydı. Barbarossa Operasyonu, Haziran’da başlamış ve ölümcül Aralık soğuklarına kadar devam etmişti. 4,5 milyon Alman ve eksen kuvvetleri askeri Sovyet işgali için toplanmıştı. Barbarossa, insan gücü, verilen kayıplar ve kat edilen alan bakımından insanlık tarihinin en büyük askeri harekâtıydı

Kaynak: Wall Street ve Amerikan Yüzyılının Çöküşü – F. William ENGDAHL

 

[Toplam: 0   Ortalama: 0/5]
0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir