Hikmet Kıvılcımlı Kimdir ve Hikmet Kıvılcımlı’nın Hayatı

Bakış Açıları

Hikmek Kıvılcımlı’yı tarihte önemli bir figür haline getiren önemli noktalardan biriside onun tarih ve tarih felsefesi alanına getirdiği yeni bakış açıları ve tartışmalar olmuştur. Kıvılcımlı’nın Marksist yazına ilişkin çevirilerinin yanı sıra, diyalektik materyalizmin ilerlemeci tarih anlayışına ilişkin yerinde tespit ve tartışmalarıda söz konusudur. Kıvılcımlı’nın sık sık altını çizdiği İlkel Sosyalizm terimi, tarih alanında kendisine dek tartışılmamış ya da üstünden atlanmış bir takım konularıda tartışma zeminine taşımıştır.

Tarih anlayışındaki bu kökten değişim çabası elbette beklenen etkiyi yapmayacaktır. Uzun zamandır Sovyet güdümlü bir oluşum halinde varlığını sürdüren TKP bile Kıvılcımlı’nın zoraki sürgünü sırasında Kıvılcımlı’ya referans olmaktan kaçınacak, onu sürgün yollarında tek başına bırakacaktır. Zira o en başından beri hep aklına yatanı yapmış, kendinden beklenen sorgusuz itaati reddetmiştir. TKP merkez kadrolarının cumhuriyetin ilk yıllarında devlet tarafından tasviye edilmesi ve başlayan anti-komünist süreç esnasında da ne partinin uzlaşmacı anlayışını kabul etmiş ne de ”Finans-Kapital”in boyunduruğunu yoksul
ve aç bir topluma giydirmeye çalışan iktidarlara yüz vermemiştir.

Zira onun hikayesi bir zorunlu göç, yoksulluk ve savaş uzamında başlamış, çürümüşlüğü en dip noktasında kendi gözleri ile görmüştür. Albert Camus’ün Fransız bir gazeteci ile yaptığı meşhur röportajda sarf ettiği cümleler, Kıvılcımlı’nın devrimci kişiliğine de ışık tutmaktadır. ” Ben açlığı Marks’ın kitaplarından değil, yaşayarak öğrendim.”

Yaşam Biçimi

Belki de parti entelejansiyası ile Kıvılcımlı’nın ortak görüşlerde buluşmasını engelleyen en önemli fark bu olmuştur. Kıvılcımlı yaşadığı toprakları ve içinde bulunduğu toplumu herhangi bir politik gereklilik uyarınca değil, tüm keyfiyetiyle sevmiştir. Ancak bu sevgi gözü kapalı bir ulus sevicilik değildir.
Aksine sınıflı toplumun tüm adaletsizliğini ve yok ediciliğini görmezden gelmesini gerektirmemiştir. Tarihi yeniden yazma sevdasıda belki bu gerçekçi bakıştan kaynaklanmaktadır.

Binlerce yıldır kazananların elinde oyuncağa dönmüş olan bunca yoksulun ve ezilenin gerçek tarihini yazmak, hiç değilse arkasında bir ip ucu bırakmak istemiştir. Elbette geride bıraktığı devasa külliyat binlerce ip ucunu barındırıyor. Etnolojiden, tarihe, dilbiliminden sosyolojiye birçok farklı alanda
ürettiği eserlerin yayınlanması günümüzde bile henüz tamamlanabilmiş değildir.

12 Mart 1971 günü ülkeyi terk ederek iyice ilerlemiş olan kanser hastalığına çare bulabilmek için yurt dışına çıktığı ana dek durmaksızın yazdı, tartıştı ve mücadelesine sonuna dek bağlı kaldı.

Son Günler

Hikmet Kıvılcımlı, reel politik alanda, 1971 muhtırasına kadar İPSD çatısı altında mücadele etti. 12 Mart 1971 Darbesi’nin ardından, hakkında tutuklama kararı çıktığı için yurtdışına çıktı. Bu günlerde, son yıllarında tüm hayatını alt üst eden kanser hastalığı da iyice azmıştı, tedaviye muhtaç bir durumdaydı.
O günlerde Kubilay Kılıç adında bir muhbir, 10 Nisan günü deniz subayları arasındaki devrimci kıpırdanışları MİT’e haber verdiğini açıklamaktadır.

Hikmet Kıvılcımlı'nın Hayatı

Hikmet Kıvılcımlı Kimdir

O sıralarda, devrimci eğilimleri olan genç deniz subaylarının bir kısmı tutuklanmıştır ve dava Hikmet Kıvılcımlı ile ilişkilendirilmiştir. Ağır biçimde hasta olmasına rağmen, Kıvılcımlı, hapse girmemek ve tedavisini sürdürebilmek içinden evinden ayrılır. Sıkıyönetim Mahkemesi ise Kıvılcımlı hakkında idam
istemi ile dava açmıştı. Mayısın sonlarında, iki arkadaşı ile birlikte, Alanya civarından bir motorla, Kıbrıs’a, oradan Lübnan’a ve daha sonra Suriye’ye gitti.

Hikmet Kıvılcımlı Kimdir Yurtdışına Çıkış ve TKP Ayrışması

Ancak Kıvılcımlı’nın hiç beklemediği bir durum söz konusuydu. Yıllardır uğruna mücadele ettiği TKP, Kıvılcımlı’ya ilişkin olarak partiden ihraç edildi ve TKP’nin referans vermeyeceği yolunda bir bilgilendirme yapmştı. Kıvılcımlı’nın belkide hayatında uğradığı en büyük ihanette işte bu davranış olmuştu. 17 yaşında başladığı komünizm davası, TKP yöneticilerinin kendisini yarı yolda ve biçare bırakmasıyla, görebileceği en büyük ihanete de tanık olmuştu.

Başvurduğu neredeyse onlarca ülke kendisine giriş izni vermedi. TKP yöneticilerinin çoğu yurtdışında kendilerine güvenli bir ortam sağlamışken 70’e gelmiş ve ilerlemiş kanser hastalığıyla mücadele etmekte olan bu ihtiyar delikanlı, hayatının son günlerinde gerçektende hiçbir ahlakın kabul edemeyeceği bir
ihanetle karşılaşmıştı. Zaten uzun zamandır eleştirmekte olduğu SSCB bürokrasisininde kendisine ilişkin olumlu görüşleri olmadığından, TKP’nin isteği doğrultusunda sınırdan içeri alınmamıştı.

Türkiye’deki devrimci mücadelesine tüm ömrünü vermiş, 22 yılı aşkın bir zaman hapis yatmış, binlerce sayfa okumuş-yazmış ve tartışmış, devrimci hareketlere rehber olabilmek için herşeyini ortaya koymuş olan Kıvılcımlı, şimdi acı gerçekle yüz yüze kalmıştır. Hasta, tek başına ve idamla yargılanmakta olan bir
komünist. Kıvılcımlı, Suriye’den ayrıldıktan sonra sırasıyla Sofya, Doğu Berlin, Batı Berlin, Paris ve Yugoslavya’ya gitti. O günlerde yanı başında olan yoldaşlarının bazıları notlarını teslim alarak ileriki yıllarda basılmasını sağlayacaktı. Kıvılcımlı’nın arkadaşı Suat Şükrü Kundakçı o günleri şöyle
aktarmaktadır.

” Doktor evinden ayrıldıktan sonra 15 gün kadar Laleli’de bir otelde kalıp Ankara’ya gitti. Ve orada daha sonra beraber yurtdışına çıktığı arkadaşlarından Orhan Aksungur’un babasının evinde kaldı. Mayıs ayında küçük bir tekneyle Kıbrıs’a gitti. Sonra Lübnan’a, oradan da Suriye’ye geçti. Suriye’den sınır dışı edildikten sonra uçakla Sofya’ya, buradan da sınır dışı edilince Doğu Berlin’e gitti. Oradan da sınır dışı edildi. Fransa’ya geçip 20 gün kaldıktan sonra Yugoslavya’ya gitti. Doktorun Yugoslavya’ya geldiği istihbaratı dönemin Yugoslavya Devlet Başkanı Tito’ya ulaşınca, Tito’nun hemen bir hastaneye yerleştirilsin ve bana uygulanan prosedür uygulansın talimatıyla Belgrad’da devlet hastenesine yatırıldı. 10-15 gün kadar daha yaşadı ve sonunda vefat etti.”

Ölümüne kadar yazmayı sürdüren Kıvılcımlı’ya yapılan ameliyat ve çabalar fayda etmedi. Yıllardır içini kurt gibi kemiren prostat kanseri nedeniyle 11 Ekim 1971’de Belgrad’da hayata veda etti.

Kaynak: Hikmet Kıvılcımlı Hayatı ve Eserleri / Tarık Tufan – Nokta Kitap Yayınları kitabından alınmıştır.




0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir