Festinger’in Bilişsel Çelişki Kuramı

Festinger’in Bilişsel Çelişki Kuramı, Leon Festinger’in bilişsel çelişki kuramı, Bilişsel Çelişki Kuramı Nedir

Bilişsel çelişki kuramı da bir tutarlılık kuramıdır; ancak, Festinger tarafından ilk ortaya atıldığından beri (1957) epeyi değişikliklerden geçmiştir. Bu kuramın üstünde çok çalışılmış, tartışılmış ve bu kuram çerçevesinde yüzlerce araştırma gerçekleştirilmiştir. Bu bakımdan üstünde önemle durulması gerekir.




Festinger’e göre eğer kişinin sahip olduğu bir inanç, bilgi ya da tutum yine o kişinin sahip olduğu bir başka inanç, bilgi ya da tutumun tersini gerektirirse, bu iki inanç, bilgi ya da tutum arasında bilişsel çelişki vardır. Örneğin: “Bugün hava güneşli” bilgisiyle “ben bir yağmurluk giyiyorum” bilgisi böyle çelişki içinde olan iki bilgidir. Bu çelişki, görüldüğü gibi, mantıksal değil, psikolojiktir. Ya da sık sık örnek olarak verilen şu bilişsel çelişki durumunu ele alalım:

“Sigara akciğer kanseri yapar” ve “Ben bir sigara tiryakisiyim”.

Kurama göre bu tür bilişsel çelişkiler kişiye sıkıntı veren durumlar olduğundan, kişide bu çelişkiden kurtulmak için bir güdülenme meydana gelecektir. Başka bir deyişle, çelişki durumunun varlığı, kişinin bundan kurtulmaya çaba sarfetmesi için yeterli bir güdüdür. Festinger, herhangi bir durumda kişinin tecrübe ettiği bilişsel çelişkiyi, söz konusu çelişen bilgilerin sayısının ve öneminin, uyuşan bilgilerin sayısına ve önemine oranı olarak ele almaktadır.

Bu formül kavramsaldır, işlem formülü değildir, çünkü uyuşan ya da çelişen bilgilerin önemini sayısallaştırmak güçtür. Bu formüle göre, çelişen bilgiler arttıkça tüm bilişsel çelişki de artacaktır. Bilişsel çelişkiyi azaltmak için çelişen bilgilerin sayısını azaltmak ya da uyuşan bilgilerin sayısını arttırmak gerekir ki yukarıdaki formüldeki payın paydaya oranının mutlak değeri azalsın.

Örneğin, yukarıdaki sigara ile ilgili bilişsel çelişkiyi azaltmak için ben duruma bazı uyuşan bilgiler ekleyebilirim. Örneğin, “sigara benim sinirlerimi yatıştırıyor” “daha dikkatle çalışabilmeme yardımcı oluyor” , “çevremde kabul edilmemi sağlıyor” gibi. Bu uyuşan bilgiler paydaya eklenerek tüm oranın değerini azaltacağından, sigara içmekle akciğer kanserinin ilişkisi konusunda hissettiğim ilk çelişkinin şiddeti azalacaktır.

Okuyucu, bu örneğin daha önce Abelson ve Rosenberg’in bilişsel dengeleme kuramında “güçlendirme” çözüm yolu için de verildiğini hatırlayacaktır. Gerçekten de bilgiler arasında tutarsızlık söz konusu olduğunda bu iki kuramın önerdiği çözüm yolları birbirine çok yakındır. Ayrıca, uyuşan bilgileri (paydayı) arttırma yanında çelişen bilgilerin (payın) önemini de azaltma yolu ile tüm bilişsel çelişki azaltılabilir.




Örneğin, “birçok doktor da sigara içiyor, demek ki sigara içmenin kansere yol açtığı doğru değil” ya da “aslında içinde yaşadığımız kirli hava kansere yol açıyor, demek ki sigara içmekle kanser arasındaki ilişki o kadar ciddi değil” gibi bilgiler çelişen bilgilerin (payın) önemini azaltmaya yöneliktir. Bu davranışlar da Abelson ve Rosenberg bilişsel dengeleme kuramında öne sürülen reddetme (inanmama) çözüm yoluna (s. 154) benzemektedir. Bütün bu örnek çözümlemelerin ortak yani, her birinin bir psikolojik savunma mekanizması gibi işlemesidir. Hepsi, kişiyi rahatsız eden tutarsızlığı ortadan kaldırmak ya da azaltmak için kişinin kendine ve başkalarına karşı öne sürdüğü makulleştirici nedenlerdir.

Kaynak: Prof. Dr. Çiğdem Kağıtçıbaşı / Yeni İnsan ve İnsanlar – Evrim Yayınları Kitabından alınmıştır

[Toplam: 0   Ortalama: 0/5]
0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir