Evrenin Genişlemesi ve Bing Bang’in Doğuşu

Evrenin Genişlemesi ve Bing Bang’in Doğuşu : Gezegenimizin hem bilimsel anlamda hem de siyasi, ideolojiler anlamında yeniden ele alınmasını sağlayan Bing Bang Teorisi kuşkusuz çok büyük bir önem arz etmektedir. Biz de sizler için Bin Bang nedir, Bing Bang Patlaması, Bing Bang deneyi gibi konuları araştırdık.

Evrenin Genişlemesi ve Bing Bang’in Doğuşu : 1920’li yıllar modern astronominin gelişimi açısından çok önemli yıllardı. 1922’de Rus fizikçi Alexandre Friedmann, Einstein’in genel görelelik kuramı anlayışına göre evrenin durağan bir yapıya sahip olmadığını ve en ufak bir etkileşimin evrenin genişlemesine ya da büzüşmesine yol açacağını hesapladı. Friedmann’ın çözümünün önemini ilk fark eden kişi ise Belçikalı astronom Georgers Lemaitre oldu.




Lemaitre, bu çözümlere dayanarak evrenin bir başlangıcı olduğunu ve başlangıçtan itibaren sürekli genişlediğini öngördü. Ayrıca, bu başlangıç anından arta kalan radyasyonunda saptanabileceğini belirtti. Bu bilim adamlarının teorik hesaplamaları o zaman çok ilgi çekmemişti. Ancak 1929 yılında gelen gözlemsel bir delil, bilim dünyasına bomba gibi düşecekti.

O yıl California Mount Wilson gözlemevinde, Amerikalı astronom Edwin Hubble astronomi tarihinin en büyük keşiflerinden birini yaptı.

Hubble, kullandığı dev teleskopla, gökyüzünü incelerken, yıldızların uzaklıklarına bağlı olarak kızıl renge doğru kayan bir ışık yaydıklarını saptadı. Bu buluş, o zamana kadar
kabul gören evren anlayışını temelden sarsıyordu. Çünkü bilinen fizik kurallarına göre, gözlemin yapıldığı noktaya doğru hareket eden ışıkların tayfı mor yöne doğru, gözlemin yapıldığı noktadan uzaklaşan ışıkların tayfı da kızıl yöne doğru kayar. (Gözlemciden uzaklaşmakta olan bir trenin düdük sesinin gittikçe
incelmesi gibi.)

Hubble’nin gözlemi ise, bu kanuna göre, gökcisimlerinin bizden uzaklaşmakta olduklarını gösteriyordu. Hubble Yasası, çok geçmeden çok önemli bir şeyi daha buldu; yıldızlar ve galaksiler sadece bizden değil, birbirlerinden de uzaklaşıyorlardı. Herşeyin birbirinden uzaklaştığı bir evren karşısında varılabilecek tek
sonuç ise, evrenin genişlemekte olduğuydu.

Kısa bir zaman önce Georges Lemaitre tarafından kehanet edilen bu gerçek, aslında yüzyılın en büyük bilimadamı sayılan Albert Einstein tarafından da daha önceden dile getirilmişti. Einstein 1915 yılında ortaya koyduğu genel görecelik kuramıyla yaptığı hesaplarda evrenin durağan olamayacağı sonucuna varmıştı.

Ancak buluş karşısında son derece şaşıran Einstein bu uygunsuz sonucu ortadan kaldırmak için denklemlerine kozmolojik sabit adını verdiği bir faktör ilave etmişti. Çünkü o sıralar, astronomlar ona evrenin statik olduğunu söylüyorlardı, o da kuramın bu modele uymasını istemişti. Ancak sonradan bu kozmolojik sabiti, kariyerinin en büyük hatası olarak tanımlayacaktı.

Hubble’nin ortaya koyduğu evrenin genişlediği gerçeği, kısa bir süre sonra yeni bir evren modelini doğurdu. Evren genişlediğine göre, zaman da geriye doğru gidildiğinde çok daha küçük bir evren, daha da geriye gittiğimizde tek bir nokta ortaya çıkıyordu. Yapılan hesaplamalar, evrenin tüm maddesini içinde
barındıran bu tek noktanın korkunç çekim gücü nedeniyle sıfır hacme sahip olacağını gösterdi. Evren, sıfır hacme sahip bu noktanın patlamasıyla ortaya çıkmıştı. Bu patlamaya Bin Bang (büyük patlama) dendi ve bu teori de aynı isimle bilindi.

Kaynak: edebivizör editörleri tarafından, Bing Bang teorisi ve evrenin yaratılışı, Necat Kutlu/ Düşünce Yay. kitabından kısaltılarak alınmıştır.




0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir