Ebeliğin Başlangıcı ve İlkel olarak Geçirdiği Tarihsel Süreci

Ebeliğin Başlangıcı ve İlkel olarak Geçirdiği Tarihsel Süreci

Ebeliğin Başlangıcı ve İlkel olarak Geçirdiği Tarihsel Süreci

Ebeliğin Başlangıcı ve İlkel olarak Geçirdiği Tarihsel Süreci : Bu yazımızda siz değerli okurlara ebeliğin tarihi konusunu işledik. İlk insanalardan günümüze hangi çağda ve neden meydana geldiğini anlatmaya çalıştık.

1960’ların başlarından beri antropologlar insangillerin evriminin bir noktasında beynin, annenin pelvis doğum kanalı’na oranla fazla büyüdüğünü, bunun sonucunda da annenin, iri beyinli küçüklerini doğururken güçlük çekmeye başladığına dair fikir yürüttüler. Özetle, bebek, büyüyen kafatası ile anneden çıkmayacak duruma gelmişti. Doğanın çözümü: Bebeğin, gelişiminin daha erken bir aşamasında (yani daha küçükken) doğurulması ve fetiste beyin gelişiminin doğum sonrasına ertelenmesi.





Gerçektende fazla erken doğuyoruz: Yeni doğmuş insan bebeği aslında bir ambriyondur. Bütün primatlar tam gelişmemiş bebekler doğuruyorlar, bu gelişmemişlik ise maymunlardan daha ileri düzeydeki maymunlara, onlardan da insanlara geçildikçe artar. Sonuçta, insan bebekleri en yakın, akrabalarımızınkine oranla daha az gelişmiş olarak doğarlar. Bu özelliğe, ikincil gelişmemişlik denilir. İnsan bebeği, başka primatlarda doğumdan kısa süre sonra kendini gösteren karaciğerin, böbreklerin, bağışıklık sisteminin, sindirim kanalının kimyasal tepkilerini, devrimsel (motor) reaksiyonları ve başka primatlarda doğumdan kısa bir süre sonra görülen beyin gelişiminin altı aydan sekiz aya kadar uzayan bir süre içinde elde eder.

  • Bilimadamlarına göre, atalarımız, bir milyon yıl önce yetişkin Homo erectuslar’ın beyni 700 santimetre küplük bir kafatası hacmine ulaştığı zaman, son derece az gelişmiş ve çaresiz bebekler dünyaya getirmeye başlamışlardı. Şu bir tek uyarlamanın, insanın evlilik, cinsel ilişki ve aşk modelleri üzerinde ne kadar büyük bir etkisi olmuştur. En başta, bu çaresiz bebekler Homo erectus dişilerinin yükünü arttırmış, sevdalanma, bağlanma ve tekeşlilik konularında seçmeyi teşvik etmiştir. Sabit bir eş, çaresiz bebeğin hayatta kalması için şimdi eskisinden de büyük bir yaşamsal önem taşıyordu. Antropolog Wenda Trevathan, dünyaya gelişteki dar geçidin, kadınların ilk uzmanlık alanı ve uğraşı olan ebeliği teşvik ettiğini düşünüyor.

Trevathan, İnsanlarda Doğum: Evrimsel Bir Perspektif adlı kitabında insanlardaki doğuma bir hayvan davranışçısının görüş açısından bakmaktadır. Örneğin, onun görüşüne göre, bir insan anne, yeni doğmuş bebeğini okşadığı zaman, bu hareketi sadece pskilojik bir bağ kurmak gereksiniminden yapmamaktadır. Okşama aynı zamanda, solunumu ve başka bedensel işlevleri uyarmak için memelilerdeki yavruları yalama uygulamasından kaynaklanmaktadır. Yani doğmuş insan bebekleri vernix caseosa denilen kremsi bir sıvı ile kaplı olduğu için. Yeni anneler belki de bu okşama adetini, yağlı sıvıyı cilde yedirmek, böylece bebeği virüs ve bakterilerden korumak için geliştirmişlerdir. Trevathan ayrıca, yeni annelerin, solak olsalar da olmasalarda, bebeklerini sol kollarında, tam kalbin üstünde (belki kalp atışları bebeği sakinleştirdiği için) taşıdıklarına işaret etmektedir.

Öykümüz için daha önemli olanı şu: Trevathan, bebek doğurmanın Homo erectus’lar zamanında fevkalede güçleşmesinin, kadınlara, doğan bebeği yakalamak için bir yardımcı gereksindirdiğini düşünüyor. Böylece ebelik geleneği doğmuştur. Bu yardımcılar belki bebeğe bağlanmışlar, dolayısı ile de çocuk için sorumluluk duyan yetişkinler çoğalmıştır.

Kaynak: HELEN E. FISHER -CİNSEL AŞKIN ANATOMİSİ / VARLIK CEP KİTAPLARI KİTABINDAN ALINMIŞTIR




0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir