Dünya da Döviz Kuru’ndaki Doların İktidarlığı Nasıl Başladı

Dünya da Döviz Kuru’ndaki Doların Yükselişi Nasıl Başladı

Eylül 1939’da Hitler ve Stalin’in Polonya’yı paylaşma planlarından sonra Avrupa’da savaşın patlak vermesiyle, Avrupa Altınları Abd ye akmaya başladı.1935’de resmi altın stokları 9 milyar dolar civarındayken, 1940 itibari ile bu rakam 20 milyar dolara çıkmıştı. Çaresiz durumdaki Avrupa ülkeleri savaş maliyetlerini karşılamak için altınlarını ABD’ye göndererek gerekli malzemeleri satın alıyorlardı.




1944 Haziran ayında Bretton Woods’daki uluslararası para konferansında bir araya gelindiğinde ABD, dünya altınının %70’ni yönetiyordu. Bu %70’lik oranın içine Almanya ve Japonya’da el konulan altınlar
dahil değildi.

1945 itibari ile ABD, dünyadaki altın stoklarının çok büyük bir bölümünü elinde tutuyordu. Wall Street’in finansal güç odakları, Amerikan Yüzyılının kurulması için ellerindeki avantajı sonuna kadar kullanma niyetindeydi. Washington ve Wall Street bankerlerinin kontrolündeki ABD doları, küresel para
ve kredi mekanizmasının kurulması için en önemli araçtı.

1941’de Hitler’in SSCB’ye saldırmasının Almanya’yı yok edeceğini hesap eden ABD, savaş sonrası
egemenliği için zemin hazırlamaya başlamıştı. Savaşın bitmesinden sonraki yirmi yıl içinde bu egemenlik kurulmuş olacaktı. Amerikan ekonomik hegemonyasının temel taşı serbest ticaret sloganı ile başlatılan ve Amerikan doları temelinde hazırlanan Bretton Woods Anlaşmalarıydı.

2. Dünya Savaşı, Atlantik’ten Vladivostok’a kadar çok büyük yıkımlara neden olmuştu. Dünyada endüstriyel güç olarak bir tek Amerika Birleşik Devletleri ayakta kalmış ve ekonomik olarak güçlenmişti. ABD’li müzakereciler, New Hampshire’deki Mount Washington Otel’de savaş sonrası Amerikan Hegemonyası için 1944 Bretton Woods Anlaşmaları’nı şekillendirdiler.

Dünyanın en büyük endüstriyel gücü olması ve savaştan neredeyse hiç etkilenmemesi sayesinde ABD
dünyaya açılarak ticareti serbest bırakma çalışmalarına başladı. Amerikan endüstri sektörü, kendisine yeni pazarlar bularak ihracatını geliştirecek ve sınırsız hammaddeye erişim imkanına kavuşacaktı. Bu yeni pazarlar, Fransa, İngiltere ve diğer Avrupa ülkelerinin eski kolonileriydi.

Serbest Ticaret özellikle Amerikan malları için tarifelerin düşürülmesi ve ulusal koruma kanunlarının, Asya ve Afrika’daki eski ya da mevcut olan Avrupa kolonilerinde, ABD’nin hammadde kaynaklarına erişimi için engellerin kaldırılması konularınıda içeriyordu. İngilizler, serbest ticaret ya da fırsat
eşitliği kavramlarının en güçlü ve en gelişmiş ekonomileri için toplanma çağrısı olacağını çok iyi anlamıştı.

Bundan bir asır önce, 1846’da İngilizler Mısır Kanunu ile birlikte benzer şekilde tüm sınırların İngiliz mallarına açılmasını talep etmişti. Şimdi ise 1945’te tablo tam tersine dönmüştü. Washington’un serbest ticaret anlayışı, İngilizlerden geriye kalan endüstriler için bir yıkım anlamına geliyordu.

Altı yıllık savaşın ardından harap haldeki Avrupa ekonomileri, savaş sonrası Amerikan uluslararası ekonomi yönetimini kabul etmeye mecbur kalmıştı. Masa başında kendisini Amerika ile eşit konumda gören İngiltere bile ABD’nin sert talepleri sonrası acı bir ders alarak aşağılanmıştı. Savaş sonrası Yeni
Dünya Düzeni için hazırlanan son para ve ekonomik ilişkiler anlaşması, özellikle İngiliz ve Amerikalı müzakereciler arasında aylarca yaşanan sürtüşmelerin sonucunda yapılabilmişti. Amerikalılar, daha önce hiç kullanılmamış ve eski altın standardından farklı bir sistem için diretiyorlardı.




19. Yüzyıl boyunca İngiliz altın standardı ve daha sonra 1931’de İngilizlerin terk ettiği New York modelinde, her ulusal para birimi, altın rezervi tarafından desteklenmekteydi. Bir ülke teorik olarak dış ticarette sıkıntı yaşadığında, altın standardı işleyiş tarafından ticari zarar ya da fazla yaşanması durumuna göre altın kazanıp kaybetmesine dayalıydı. Yeni Bretton Wods kuralına göre ise, Washington’un dayattığı sistem yalnızca Amerikan dolarının altınla desteklenmesini öngörmekteydi. Diğer tüm para birimleri dolar karşısında bir kurla sabitlenmişlerdi.

Müzakerelerde yapılan, ABD ve Wall Street tarafından tasarlanmış bir darbeydi. Dolar, dünyanın rezerv para birimi haline getirilmişti ve 1945’ten sonraticaret yapan tüm ülkeler bu para birimini kullanmaya yöneltiliyorlardı. Yani dolar, altının yerine dünyanın para birimi olmuştu ve Amerikan Hazine Bakanlığı, sınırsız dolar basma yetkisine sahipti. Bu yetkiyi de kullandı. Doların dünya üzerindeki konumu itibari ile şişirilmiş döviz kurları’nı da kabul etmeye mecbur bırakmaktaydılar. Bu avantajlı durum, diğer hiçbir ülkenin hoşuna gitmemişti.

Kaynak: Wall Street Amerikan Yüzyılının Çöküşü- F. William Engdahl /bilim+gönül yayınları kitabı

[Toplam: 0   Ortalama: 0/5]
0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir