Bizansta Savaş Esirlerinin Durumu ve Tarihsel İnceleme

Bizansta Savaş Esirlerinin Durumu ve Tarihsel İnceleme

Bizansta Savaş Esirlerinin Durumu ve Tarihsel İnceleme

Bizansta Savaş Esirlerinin Durumu ve Tarihsel İnceleme : Savaş esirlerine muamele de savaş hakkındaki önemli bir inceleme konusudur. Onlara sık sık kötü davranıldığı veya idam edildikleri hususunda şüphe yok. Eusebius’a göre, Büyük Constantin’e, savaş esirlerinin öldürülmemesi konusunda adamlarını uyarmıştır. Bu gelenek en azından kağıt üstünde devam etti. Aynı şeyi Tactica’da ve Patrik Nicholas I. Mystikos’un mektuplarında görebiliriz. Bununla birlikte savaş esirleri, ganimetle beraber, alkışlar altında ilerleyen zafer alayında sergilenir; böylece imparatorluğun gücü gösterilmiş olurdu. Mesela 831 yılında İmparator Theophilos, Araplara karşı kazandığı zaferi bu şekilde kutlamıştı.





Savaş esirleri bir generalin bu bilgiler sayesinde savunması veya saldırısı daha dakik bir şekilde planlayabileceği, düşmanların planı veya düşman kuvvetlerinin sayısı gibi sırların elde edilmesi için bulunmaz bir kaynaktı. Ayrıca yemekleri ya da şarap, su gibi içecekleri tatmakta da kullanırlardı. Bu şekilde onların içine geri çekilen ordu tarafından zehir konup konmadığı anlaşılırdı. Böyle bir durum Maurice komutasındaki Pers seferinde başlarına gelmiş, zehirli arpayı yiyen atların hepsi telef olmuştu.

Gene savaş esirleri, düşman bir ülkeye yapılan seferde canlı kalkan olarak kullanılmaktaydı. Bu durumda düşmanın kendi halkını öldüremeyeceği hesap edilmekteydi.

Askerin moralini yüksek tutmak için uygulanan numaralardan birisi de, güçlü, sağlıklı ve iyi teçhiz edilmiş savaş esirlerini kamptan uzak tutmak, kötü durumda olanları ise teşhir edip, onların hayatları için yalvarmalarını sağlamaktı. Bu şekilde düşmanın aslında korkulacak değil acınacak halde olduğu fikri askere aşılanmak isteniyordu. Savaş alanındaki casuslara karşıda propaganda amacıydı.

Eğer mesela İmparatorluk ordusunun durumu kötü ise, casus ya öldürülür ya da cepheden uzaklştırılırdı. Propaganda; kayıpları en azda tutmak ve savaşın uzamasının önüne geçmek için diplomatik alanda da önemli rol oynamaktaydı. Ziyarete gelen elçilere çok özel muamele de bulunulurduki, düşman onların rüşvet aldığından şüphelensin. Bizanslılar elçilerin resmi sıfatlarının yanı sıra, istihbarat toplamaya meraklı olduklarını bilmekteydiler. Bunun için mümkün olduğunca, yanlış izlenim ve hatalı bilgi elde etmeleri yönünde gayret gösterirlerdi.

Savaşa yaklaşımları ve esirlere muameleleri konusunda teori ve pratiği iyi ayırmak gerekir. Savaş alanlarında yada bir şehrin ele geçirilişinde zulüm baş gösterse de, bunlar kişilerin o anda aldıkları kararlar ya da yaptıkları eylemlerdir. V. Constantine (741-775), 763 yılındaki Bulgaristan seferi sırasında, düşmanlarını savaş alanında mağlub etmekle yetinmemiş, Constantinopolis’e getirip, soğukkanlılıkla onları eğlence için düzenlenen dövüşlerde döğüştürüp öldürtmüştür. II. Basil (976-1025) bu hususta bir başka örnektir. Yüzlerce Bulgar askerini kör etmiştir. Bir diğer örnek ise General Eumathios Philokales’in (1108 civarı) bir kaç yıl önce gelişmekte olan Edremit şehrini yıktıkları için Türklerden aldığı intikamdır.

Bu çeşit zulüm misalleri çoğaltılabilir fakat bunların (modern bir terim kullanmak gerekirse) bir ideolojinin parçası olduklarını gösterir hiçbir delil mevcut değildir. Aksine askeri muamelelerde yaklaşım tamamen farklıdır.

Kaynak: Tarih Boyunca Avrupa’da Savaş ve Barış/ Anja V. Hartmann& Beatrıce Heuser-etkileşim yay. kitabından kısaltılarak alınmıştır

 




0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir