Birinci Dünya Savaşının Maliyeti

Birinci Dünya Savaşının Maliyeti

Aradan geçen beş korkunç yılın sonunda kaybedilen insan yaşamlarını ve yıkımın boyutlarını hesaplamak imkansızdı. Doğrudan ya da dolaylı olarak ” tüm savaşları bitirecek olan savaş” yüzünden hayatını kaybedenlerin sayısı 16 ila 20 milyon arasında tahmin ediliyordu. Bunun 7 milyondan fazlası askeri, 10 milyondan fazlasıda sivil.




Amerikan Seferi Kuvvetleri Komutanı, Wilson tarafından Avrupa’daki orduyu yönetmek üzere görevlendirilen General John J. Pershing’ti ve New York’ta büyük bir zafer kazanmış, ganimetler getirmiş imparator Sezar gibi kolfetiler ve tezahüratlarla selamlanmıştı. Ancak bu örnekteki ganimetleri Morgan ve Wall Street bankerleri paylaşmışlardı. Morgan ve ortakları, özgürlük tahvillerinin alım-satımlarını ve hükümetin savaşa girmesini finanse eden Federal Rezerv’in borçlarını yakından kontrol etmekteydi.

Savaşa katılan tüm ülkeler bakımından toplam parasal maliyet 186 milyar dolardı. Almanya 39 milyar dolar harcarken, ABD ve mütetfik devletler 123 milyar dolar harcamışlardı. Yalnızca ABD’nin iki sene faal olarak savaşmasının bedeli 22 milyardı. 28 Haziran 1919’da Versailles Antlaşması imzalandığında İngiltere
ve İngiliz İmparatorluğu -Hindistan, Kanada ve diğer İngiliz Milletler Topluluğu ülkeleri- toplamda 11 milyar sterlin yani 54 milyar dolar harcamışlardı.

Bu miktar, tarihsel perspektifle değerlendirildiğinde 31 Mart 1914-31 Mart 1920 arasındaki altı mali yılda İngiliz hükümetinin yapmış olduğu harcamalar, son 225 yılın toplamından daha fazlaydı. İngiliz halkı, bu faturanın %36’sını vergileriyle ödemişlerdi. Kalan %64 ise Federal Rezerv aracılığı ile ABD’den borç olarak alınmıştı. 1914’te savaşın patlak vermesine kısa bir süre kala İngiltere’nin devlet borcu, toplam devlet hazinesinin %5’ine denk gelen 711 milyon sterlindi.

Savaş bittiğinde bu borç 8,2 milyar dolara fırlamış, altı yılda 11,5 kat artmıştı. Thomas Lamont’un 1915’te öngörmüş olduğu gibi dünyanın bankacılık merkezi artık çöküyordu. ABD’de kamu borçları %2500 artmış 19132te 1 milyar civarındayken, 1919’da 25 milyar doları aşmıştı. Bu borç J.P. Morgan, Kuhn, Loeb ve Wall Street bankaları tarafından yönetilen Federal Rezerv’in sattığı tahviller sayesinde büyük kar elde edilerek finanse edilmişti.

J.P. Morgan, Rockefeller ve Wall Street’in tek sorunu, ABD’nin henüz İngiltere’nin boşalttığı küresel imparatorluğun yerini doldurmaya hazır olmamasıydı. Bunun için biraz daha uğraşmaları ve yeni bir dünya savaşı ile propaganda makinesi gerekecekti. J.P. Morgan ve Wall Street için 1. Dünya Savaşı’nın en belirgin sonucu, Lamont’un 1915’te öngördüğü gibi daha önce İngiltere’nin doldurduğu borç veren ülke koltuğuna artık ABD’nin oturuyor olmasıydı.

Savaş boyunca dünya bankerler piyasasında onay merkezi Londra’dan New York’a kaymıştı. Eski bir Federal Rezerv yöneticisi ve banker olan Paul Warburg, dünyanın en büyük ticari kabul bankeri haline gelmişti. Federal Rezervi destekleyen bankerlerin önemli bir hedefi olan Londra’yı dünya para piyasalarından silme görevi başarılmıştır.

Kaynak: Wall Street Amerikan Yüzyılının Çöküşü – F. William Engdahl / bilim+gönül yayınları kitabından alınmıştır.




[Toplam: 0   Ortalama: 0/5]
0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir