Bilimsel Tespit, Ayrılık Acısı Ne Kadar Sürer?

Bilimsel Tespit, Ayrılık Acısı Ne Kadar Sürer?

Bilimsel Tespit, Ayrılık Acısı Ne Kadar Sürer?

Bilimsel Tespit Ayrılık Acısı Ne Kadar Sürer? : İlişki aniden son bulmuşsa, reddedilen kişinin ilk duyduğu şoktur. Donakalmıştır. Erkek veya Kadın, o kişi günlerce olayı reddetmek tarzında tepki gösterir. Bu birkaç gün, bazen iki hafta bile sürer. Derken gerçek kabul edilir. O, gitmiştir. Arkasından geçiş dönemi başlar. Zaman akışı ağırlaşır. Birçok gündelik faliyet artık son bulmuştur. Kişi bunca boşlukla nasıl başa çıkacağını bilemez.

Öfke, panik, esef, kendinden kuşku ve umutsuzlukla dolu dayanılmaz bir yeis, reddedilmiş kişinin olağan duygularıdır. Weiss, bazı reddedilenlerin bir tür canlanma ve özgürlük hissi de duyduklarını söylüyor. Ama bu neşe uzun ömürlü olamaz. Mizaçlar değişim halindedir. Bugün verilen bir karardan yarın eser kalmaz. Bazıları alkole ve uyuşturuculara ya da spora veya arkadaşlara başvurur. Daha başkaları ruh doktorlarından, danışmanlardan, kişinin kendi kendine yardım etmesi için yol gösteren kitaplardan medet umar. Birçoğu da yatağa yatıp ağlar.



Ve bir yandan yas tutarken ilişkiyi – bir tutku halinde – gözden geçirirler. Eski anılar bir bir bilinç yüzeyine çıkar, huzurlu akşamlar ve dokunaklı anılar, tartışmalar ve sessizlikler, şakalar ve iğneli sözler tekrar tekrar yaşanır.

Onun için gittiğini anlamak için geçmiş günlerde ipuçları aranır. Yolunda gitmeyen neydi? Nasıl başka türlü davranabilirdim? Acı çeken kişi, ayrılığa kadar varan olayları anımsadıkça, kimin kime ne yaptığının muhasebesine dalar. Kişi en berbat onur kırıklıklarının üzerinde durdukça bu zihinsel anlatıya temalar ve kilit olaylar egemen olur.

Kişi zamanla bir başlangıcı, ortası ve sonu olan bir senaryo kurar. Bu öykü biraz da bir otomobil kazasının anlatımı gibidir. Algılamalar bulanıktır. Fakat süreç önemlidir. Bir kere yerine oturmasından sonra öykünün üzerinde çalışılabilir, zamanla da terk edilir.

Bu geçiş devresi bazen bir yıl sürer. Herhangi bir gerileme, başarısız bir barışma ya da yeni bir aşık tarafından reddedilme, ıstıraplı kişiyi yine dayanılmaz acıların pençesine düşürebilir. Fakat kişi tutarlı bir yaşam biçimi benimseyin, iyileşme faslı başlar. Terk edilen kişi yavaş yavaş yeni bir kimlik, bir öz-saygı, yeni arkadaşlar, taze ilgi odakları ve bir miktar da esneklik edinir. Geçmiş artık egemenliğini yitirmiştir. Kişi bundan böyle yaşamına devam edebilir.

Ancak, Weiss’ın incelemesinin iki etkileyici sonucu vardır. Duygularımızın fizyolojik öğelerinin bulunduğuna; bağlanma ve terk edilmenin kimyasının uzun zaman önce belli bir evrim planı çerçevesinde geliştiğine işaret eden veriler.

Weiss, seminerlerine katılan 150 ayrılmış erkek ve kadından hiçbirinin bir yıldan eksik bir süre evli kalmadığına dikkat çekmiştir. Birkaçı, evlenmelerini izleyen ikinci yılın içinde ayrılmışlardır. Weiis bunu açıklamak için, kişilerin, evliliği duygusal ve toplumsal yaşamları ile bütünleştirmeleri için, evliliğin üzerinden iki yıl geçmesi gerekir, diye fikir yürütmüşlerdir. Ben, beyin kimyasının da burada bir rol oynadığından şüpheleniyorum.

Anımsayacağınız üzere, sevdalanma doruğunun çökmesi ve bağlılığı sağlayan maddelerin yüzeye çıkarak çifti bütünleştirmesi için birkaç yılın geçmesi gerekiyordu. Weiss’ın seminerlerine katılanların arasında iki yıl içinde boşananların sayısının bu kadar az olması belki de bu yüzdendir.

Bunlar, bağlılık aşamasına ulaşmadıkları için, ayrılma olgusuyla ilgili olarak yardım gereksinmiyorlardı. Daha da ilginci şu: Weiss, bütün ayrılık sürecinin iki ila dört yıl sürdüğüne, ortalamanın ise ikiden çok dört yıla yakın olduğuna dikkat çekmişti. Dört rakamı yine ortaya çıkıyor. Yaklaşık dört yıllık eşleşme bağları kurmakla kalmıyoruz, ilişkiyi çözmekte yaklaşık dört yılımızı alıyor

Kaynak: Helen. E. FISHER – Cinsel Aşkın Anatomisi / Varlık yayınları kitabından kısaltılarak alınmıştır.




0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir