Bazı Ülkelerin Depremle ilgili İnanışları

Bazı Ülkelerin Depremle ilgili İnanışları

Bazı Ülkelerin Depremle ilgili İnanışları

Bazı Ülkelerin Depremle ilgili İnanışları : 17 Ağustos 1999 Gölcük Depremi’ni yaşadığımız günlerde oğlum Barkan, 13 yaşındaydı. Depremden oldukça etkilenmişti. O sıra da benimde özendirmem ile internet kanalıyla çocuklarla ilgili web sayfasında deprem inanışlarına ilişkin notlar buldu, çevirdi ve derledi. Bu derlemeyi beğenen Cumhuriyet Gazetesinden sayın Orhan Bursalı, editörü olduğu Cumhuriyet Bilim Teknik Dergisi’nde basmıştı. Barkan’ın bu çalışması sonraları Hürriyet Gazetesi’nde ve bazı kitaplarda kaynak olarak yer buldu. Şimdi o derlemeyi aynen veriyorum…




Şükrü ERSOY-Tsunamide Sörf Olmaz

Depremle İlgili İnanışlar

Hindistan: Dünya, bir kaplumbağanın üzerinde duran dört fil tarafından tutulmaktaymış. Kaplumbağa da bir kobranın üzerinde denge de durmaktaymış. Bu hayvanlardan herhangi biri hareket edince, dünya sallanırmış.

Assam: (Bangladeş ve Çin arasında bir yer): Dünyanın içinde yaşayan bir insan ırkı varmış. Bu insanlar zaman zaman yer yüzünde insan olup olmadığını anlamak için yeri sallarmış. Çocuklar sarsıntıyı hissedip, ”Yaşıyorum, yaşıyorum” diye bağırdıkları zaman Dünya’nın içindeki insanlar yer yüzünde insan olduğunu anlar ve sarsıntıyı kesermiş.

Sibirya: Dünya bir kazık üzerindeymiş ve bu kazığı kullanan kişi Tanrı Tuli’ymiş. Birkaç pireli köpekte bu kazığı çekmekteymiş. Köpekler kaşınmak için durduklarında Dünya sallanırmış.

Meksika: El Diablo adlı bir canavar, Dünya üzerinde dev yarıklar açmaktaymış. O ve Şeytansal arkadaşları yeryüzünü karıştırmak istedikleri zaman bu dev yarıkları kullanırmış ve deprem olurmuş.

Mozambik: Dünya, yaşayan bir yaratıkmış ve problemleri insanlarınki ile aynıymış. Bazen yaratık ateşlenir, üşür, biz de titrediğini hissedermişiz.

Belçika: Dünya üzerinde yaşayan insanlar, aşırı günahkár oldukları zaman, Tanrı insanlara gezegenimizi çevreleyen havayı savurmak üzere kızgın bir melek gönderir. Meydana gelen fırtınalar, Dünya’da bir dizi şok şeklinde hissedilen bir müzik tonu yaratır.




Doğu Afrika: Büyük bir balık, üzerinde bir taş taşımaktadır. Bir inek de o taşın üzerine oturmuştur ve Dünya da ineğin bir boynuzunun üzerinde dengelenmiştir. İneğin boynu ağrıdığı zaman, Dünya’yı boynuzu ile fırlatıp diğer boynuzunda tutmaktadır. Böylelikle de yer sallanmaktadır.

Romanya: Dünya üç direk üzerinde durmaktadır. Yardımseverlik, umut ve güven. İnsanoğlu bu öğelerden birisini veya birkaçını kaybederse direklerin taşıma gücü azalır ve Dünya sallanır.

Yeni Zelanda: Dünya adlı Anne’nin karnında bir çocuk vardır. İsmi Genç Ru’dur. Ru, ne zaman Dünya Anne’nin karnını tekmelerse o zaman Dünya sallanır.

Kızılderililer: Birgün Chickasaw şefi, Choctaw prensesine aşık olmuş, şef çok yakışıklıymış, fakat ayağının birisi yamukmuş, bu yüzden de ismi Aksakayak’mış. Daha sonra şef prensesi istemiş ve prensesinin babası reddetmiş. Bunun üzerine şef ve ordusu prensesi kaçırmış ve hep birlikte evliliklerini kutlamaya başlamışlar. Ama Büyük Ruh, çok sinirlenmiş ve ayağını yere hızla vurmuş. Meydana gelen sarsıntı, Mississipi Nehri’nin taşmasına neden olmuş. Böylece düğündeki herkes boğulmuş. (Mississipi Nehri’nin yanındaki Aksakayak Gölü, 1812 yılındaki Yeni Madrid depreminden sonra oluşmuştur.)

Batı Afrika: Dünya, büyük bir dağ ile bir devin arasındaki bir yatay bir disk şeklindedir. Devin görevi, Dünya’yı, karısınınki ise gökyüzünü taşımaktır. Dev karısına her sarılışında Dünya sallanır.

Hindistan: Yedi tane yılan, gardiyan cennetin en alt noktasında, 7 odayı korumakla görevlendirilmiştir. Bu gardiyanlar, aynı zamanda sırayla Dünya’yı tutmaktadırlar. Gardiyanlar görevleri birbirlerinden devralırken Dünya sarsılmaktadır.

Litvanya: Drebkuhls isimli bir Tanrı, cehennemde yürürken Dünya’yı da kollarında taşır. Drebkuhls, ne zaman kötü bir gün geçirirse o zaman Tanrı’nın elleri yorulmaktadır ve Tanrı’nın taşıma gücü azaldığı için Dünya sallanmaktadır.

Kolombiya: Dünya ilk oluştuğunda üç tane kalas üzerinde duruyormuş. Fakat birgün Chibchacum isimli bir Tanrı, Bogota Ovası’nın sular altında kalmasının çok eğlenceli olacağını düşünmüş ve bir sel meydana getirmiş. Bundan dolayı Chibchacum, Dünya’yı omuzunda taşımak üzere cezalandırılmış. Sonra Chibchakum çok sinirli olmuş ve zaman zaman kızdığında Dünya’yı sallamaya başlamış.

İskandinavya: Tanrı Loki, erkek kardeşinin ölümünden dolayı cezalandırılır ve yeraltındaki bir mağaraya kapatılır. Kafasının üzerindeki bir yılan da, durmadan zehirini damlatır. Loki’nin kız kardeşi de bir kapta bu zehiri toplar. Zaman zaman kızkardeşi kabı boşaltmak üzere oradan ayrılır. O durumda da zehir Loki’nin yüzüne damlar. Zehir damlalarından kurtulmak için Loki eğilip kafasını oynattıkça yer sarsılır, deprem olur.

Yunanistan: Aristotle ve William Shakespeare’e göre, Henry adlı oyunda, kuvvetli, vahşi rüzgárlar yeraltındaki mağaralarda tutulmaktadır. Kaçmak için uğraştıklarında, verdikleri mücadele depremlere neden olurlarmış.

Japonya: Japon Adalarını sırtında taşıyan büyük bir kedi balığı (ya da Namazu), denizin altında kıvrılmış halde durmaktadır. Diğer taraftan Tanrı Daimyojin, kafasının üzerinde çok ağır bir taş olduğundan hareket edememektedir. Bir ara Namazu hareket ederek Naimyojin’in dikkati dağılır ve yer sarsılır.

Orta Amerika: Dünya, dört köşesinde dört Tanrı bulunan bir kare şeklindedir. Yeryüzünde nüfus arttığında fazlalığı dökmek için bu kare alanı sallarlarmış.

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir