Basketbol Spor mu yoksa Amerikan Kültürünün Dayatması mı?

Emperyalizmin uzun tarihini ve anlamını anlatmak için Basketbol Nedir ve ne sporu olduğunu kullanıyorum. Neden mi basketbol? Çünkü, yeni medyanın yardımlarıyla basketbol sporunun pazarlanması Amerikan Kültürünün olduğu kadar dünya kültürününde önemli bir parçası haline geldi.




Çünkü bir takım öncü ve ulusötesi şirketlerin Amerikan sporlarını gayet karlı bir şekilde kullanması, toplumsal alanda geniş sonuçlara yol açıyor. Çünkü Basketbol sporu 1891’de ilk kez ortaya çıktığından beri hem kadın hem erkek oyuncuları cezbetti. Çünkü basketbol, hem kadın hem erkek izleyicilere hitap etti. Ve nihayet, Michael Jordan’ı basketbol yarattı. Bu anlatı soğuk savaşın 1989’da bitişinden bu güne ABD’nin uluslararası öneminin hiç azalmadığını varsayıyor. Hatta tam tersine, bazı dar görüşlü senato üyelerinin, akademik birimlerin bir kaç yayınevinin sandığının aksine, Amerika’nın yurtdışındaki gücü ve nüfuzu daha da büyüdü. Amerika’daki yeni kuşakların bunu anlaması, şimdi daha bir büyük önem taşıyor.

Amerika’nın etkilerinin nerelere kadar uzanmış olduğunu bir üniversite öğrencisi olan Max Perelman 1997’nin Ocak ayında Çin’in uzak diyarlarına yaptığı bir gezi sırasında fark etti. Hava şartları nedeniyle Pekin’den 1500 km uzaklıktaki Batı Si-çuan’da mahsur kalmıştı. Başkentleri Lhasa’ya doğru yol alan bir grup Tibetli’yle karşılaştı. Tibetliler daha önce köylerinden hiç bu kadar uzağa seyahat etmemişlerdi. Hayatlarında hiç fotoğraf makinası görmedikleri besbelli idi.

Heybelerinden çıkardıkları, ne olduğu belli olmayan bir hayvanın neredeyse çiğ, kanlı pirzolalarını Perelman ile paylaşırken, Amerika ile ilgili konulardan bahsetmeye başladılar. Bir Tibet’li Michael Jordan’ın nasıl olduğunu sordu. Bu yolcuların nasıl olupta Chicago Buls ( Chicago Boğaları) profesyonel basketbol takımının yıldızını tanıdıkları pek anlaşılmamakla beraber, onun hakkında herşeyi bilmeleri şaşırtıcı olmasa gerekti. Jordan, dünyanın en ünlü ve en çok tanınan sporcularından biriydi. Jordan ve Asya’da ”Kızıl Öküzler” adıyla bilinen takımı, basketbol şampiyonlukları nedeniyle ün kazanmıştı. Fakat Jordan bir başka nedenden dolayı da ünlüydü. O, televizyon reklamlarında havada sanki sonsuza dek uçarcasına süzülen, basket toplarını zahmetsizce ve birbiri ardına potalara çakan ve bu arada da Nike’nin spor ayakkabılarını satan süper bir insandı.



UYDU VE KABLOLU İLETİŞİMİN AMACI

Uydu ve kablo gibi yeni iletişim araçları sayesinde bu büyüleyici reklamlar tüm dünyayı sarmıştı. 1980’lerde Jordan göz kamaştıran kariyerine başlayıp, Phil Knight Nike şirketini milyonlarca dolar değerinde ulusötesi bir kuruluşa dönüştürürken, iletişim devrimini de gayet mükemmel bir şekilde küresel ticaretin kullanımına sunuluyor ve Knight da kurnazca bu yeni medyayı spor ayakkabıların pazarlandığı bir markete dönüştürüyordu. Jordan’ın ünü öyle bir noktaya ulaşmıştı ki 1992 Olimpiyatlarındaki bir basın konferansında kendisine tanrı olup olmadığı sorulunca mahçup oldu.

Time Dergisi ”Michale Jordan Tanrı ise, onu Tanrı katına çıkaranda Phil Knight”tir diye yazdı. 1970 sonrası teknolojileri Amerika İmparatorluğunu yaratanların elindeydi. Özellikle de ünlü Ted Turner’in. Aile, servetinin tamamını yeni gelişmekte olan kablolu TV ve iletişim uydularına yatırmıştı. 1980’lerde iflas eşiğindeydi. Fakat, kısa bir süre sonra CNN (Cable News Network) kurarak, yalnız ulusal değil, uluslararası alanda da bir güç odağı haline geldi.

Gerçektende CNN uluslararası alanda öyle büyüdü ki, Ted Turner yayınlarında yabancı kelimesinin kullanılmasını yasakladı. CNN’de hiçbir şey yabancı olamazdı. Ted Turner 1997’de tüm dünyayı şaşkına çevirdi. Uluslararası yardım projelerinde kullanılmak üzere Birleşmiş Milletlere on yıllık bir süre içerisinde bir milyar dolar bağışlayacaktı. Bu bağışı CNN merkezinin bulunduğu Atlanta kentine değil de BM’ye yapışının bir nedeni vardı. Tıpkı Michael Jordan ve Nike gibi, CNN’de küresel bir şirket olma yolunda kent ve eyalet sınırlarını aşmıştı. Ve ABD sınırlarının da ötesinde dünya çapında bir pazar yaratarak zengin olmuştu.

DÜNYA MEDYASININ AMERİKALILAŞMASINDA MİCHAEL JORDAN ETKİSİ

Dünya Medyasının Amerikalılaşmasında Jordan’ın rolü büyüktür. Jordan güngeçtikçe kızışan bir tartışmanın parçası haline geldi. Siyah asıllı Amerikalılar beyazlardan fiziken farklı ve üstün oldukları için mi, basketbol ve diğer sporlarda üstünlük elde ediyorlardı yoksa ırkçılık nedeniyle kendilerine diğer mesleklerin kapalı olması mı onları bu spora itiyordu? Ve sonunda Jordan ırk ötesi bir figür haline geldi. Siyahi eleştirmen Stanley Crouch gözlemlerini şöyle dile getiriyordu: ”1960’larda banliyö semtinde oturan (orta sınıftan) beyaz bir kız bu denli kara derili birinin posterini duvara asmış olsa hali haraptı. Şimdi ise ülkede böyle bir ırkçı paronaya yok. Bugün Michale Jordan fanatiği olan kızların aileleri bunu umursamıyor bile.




Basketbol her zaman ticari bir meta olagelmiştir. 1980’lerde devrim yaratan teknolojiler ve bunları kullanmaya kararlı yaratıcı iş adamları sayesinde (NBA komiseri David Stern de dahil olmak üzere) bu spordan elde edilen karlar yeni bir seviyeye ulaştı. Jordan dünya çapında yeni bir simge haline geldi. Çünkü 1980 ve 1997 yılları arasında dünyanın Şi-çuan gibi en ırak köşelerinde bile her yüz kişi başına düşen televizyon sayısı ikiye katlanarak 23,4 varmıştı.

Yeni Medya bir yandan Jordan ve Phil Knight’in Nike’si için dünya çapında bir market yaratırken, öte yandan da onların hatalarını, trajedilerini ve mahcup oldukları durumlarıda dünyaya duyurdu. Böylece Dr. Faust’un Şeytanla Pazarlığı gibi bir süreç başladı. Bu pazarlıkta Jordan gibi ünlüler medya aracılığı ile kendilerini satışa çıkarıyor, Nike gibi hırslı şirketlerde mallarını pazarlıyorlardı. Fakat, bunun karşılığında medya Jordan’ın özel hayatındaki talihsizliklerini televizyon ekranlarından tüm dünyaya duyuruyordu.

Milyarlarca izleyiciye, Asya’da Nike Spor ayakkabısı ve onu üreten işçilerin fason imalatçıları tarafından nasıl sömürüldüğü ve cinsel tacizlere maruz kaldığı anlatılıyordu. Jordan’dan bu ve benzeri politik konularda yorum yapması, tavır koyması isteniyordu. O ise genellikle yan çiziyordu. Eleştirenler, hatta hayranları bile, Jordan’ı günün en önemli sorunlarıyla uğraşmak yerine kendi ticari imajını korumaya çalışmakla suçluyorlardı. Bir tavır almak, pazarladığı malların bazı olası alıcılarını caydırabilirdi.

Kaynak: edebivizör editörleri tarafından (Michael Jordan ve Yeni Küresel Kapitalizm- Walter Lafeber/Cep Kitapları yayınları) kitabından kısaltılarak alınmıştır.

İlişkide Aldatmadan daha çok Acıtan 6 durum

Öğrendikten Sonra Bir Kuş Tüyü Gibi Hafiflemenizi Sağlayacak 6 Psikolojik Gerçek

Bir Erkeğin Sizi Sevdiğini Gösteren 5 İstemsiz Davranış

Kadın M.stürbasyonu Hakkında 7 Şaşırtıcı Bilgi

Karakter Analizi Doğum Ayına Göre Belirlemek

Mutlaka okunması gereken İnsan Beynini Geliştiren 7 Roman

Kadınlar C.nsellikte Hangi Burçla Uyumlusunuz İşte Cevabı?

Bir Erkeğin Gözünde Tatlı Görünen 5 Kadın Karakteri

‘Seni Seviyorum’ Demesinden Daha Anlamlı Küçük Ama Önemli 7 Şey

Cinsel Keşif ve Psikoloji Üzerine Son Yıllarda Çekilmiş En İyi 4 Film

Başladıktan Sonra Elinizden Bırakamayacağınız 5 Mükemmel Kitap

Ölmeden Önce Mutlaka İzlenmesi Gereken 5 Başyapıt Film




0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir