Antropologlara göre İlkel Dönemlerde Akrabalık ve Gelişimi

Antropologlara göre İlkel Dönemlerde Akrabalık ve Gelişimi

Antropologlara göre İlkel Dönemlerde Akrabalık ve Gelişimi

Antropologlara göre İlkel Dönemlerde Akrabalık ve Gelişimi : Beyin genişleyip kadınlar uzun bir ergenlik yaşayan çaresiz bebekler doğurmaya  başlayınca, anne ve babalar üzerindeki baskılar daha da artmış; bu ise, insanlara özgü başka bir özelliğin evrimine yol açmış olmalı. Bir sürü hayvan, bu arada yüksek gelişme düzeyli primatlar, biyolojik akrabalarını tanımakta ve teyzelere, yeğenlere, hatta daha uzak kan akrabalarına ayrıcalık göstermektedir. Demek oluyor ki insan akrabalığın köklerini memeli geçmişimizin derinliklerin de aramak gerek.




Fakat atalarımız olgunlaşması hemen hemen yirmi yıl alan çaresiz bebekler üretmeye başlayınca bu yeni baskılar, insanlığın en büyük toplumsal icatlarından birinin evrimini hızlandırmış olmalı: Belirgin rolleri olan resmi akrabalar. Akrabalığa, insan toplumunun tutkalı denebilir. Buna karşılık anne ve babaların henüz çocukluktan çıkmamış çocuklarının gereksinimlerini sağlamak için daha uzun süre beraber kalmak zorunda oldukları ileri sürülebilir. Ama 5.bölümde de belirttiğim gibi boşanmalar evliliğin dördüncü
yılında ( insanlarda bebeklik süresi ) yoğunlaşmak eğilimdedir.

Dünyanın hiçbir yerinde insanlar çocuklarını yirmi yaşlarına ulaştırmak için birlikte kalıp sonra sistematik biçimde ayrılmıyorlar. Atalarımız, ortaklıklarını genç çocuklarını büyütecek kadar uzatmalarını içeren üreme stratejisini benimsediklerine göre, doğa yaratıcı bir önleme başvurdu: İnsanlarda akrabalık gelişti. Ne kadar dahiyane bir buluş: Akraba olan ve olmayan bazı kişilerin bağlar ve yükümlülüklerden örülü bir ağın içinde hapsolması. Ortak çocukları büyütmeye, ortak DNA’ları desteklemeye adanmış ezeli ve ebedi bir ittifak. Bu nasıl oldu acaba? Evliliğin zinanın ve boşanmanın evrimiyle ne gibi bir ilişkisi var?

İnsanlardaki ilk akraba gruplarının yapısı ve eşsiz akrabalık sistemlerimizin evrimi antropolojideki en eski bazı tartışmaların konusudur.

Tartışmanın temelinde şöyle bir soru yatıyor: Hangisi ileti; anaerkillik mi ? Atalarımız kalıtımlarını anneleri tarafına mı babaları tarafına mı mal ederler ? Bu tartışmayı 15. bölümde gözden geçiriyorum. Şimdilik bir tek basit noktaya değinmek istiyorum. Adi şempanzelerde, akraba erkekler topluluklarını korumak için bir arada kalmak eğilimindedir. Buna karşın dişiler, erginliğe erişince tipik olarak guruptan ayrılıp eşlerini başka yerde arar. Yani yetişkin erkek kardeşler bir arada yaşarken kız
kardeşler dağılır.

İşte ataerkilliğin, erkeklerin bağına dayalı akrabalık sisteminin kökü buradadır. Savana maymunlarının arasında tersi doğru. Akraba dişilerden oluşan gruplar birlikte yolculuk etmekte, buna karşın erkekler olgunlaşınca başka guruplara katılmak için ayrılmaktadır; bu da anaerkilliğin çekirdeğidir. Özetle,
primatlar arasında akrabalık yapısı değişiklik gösterdiğine göre, o ilk insangil sürülerinin akrabalık bağları hakkında bilinçli bir tahminde bulunmak olanaksız. Bir tek istisna dışında. Daha önce de öne sürdüğüm gibi, ata soyumuzdaki erkeklerle dişilerin yaklaşık dört milyon yıl önce ağaçlardan iner inmez eşleşme
bağları kurmaya ve birlikte ovalar da yol almaya başladıklarını düşünüyorum. Şimdi şunuda ekleyebilirim. Çiftler, üyeleri resmi akrabalık bağlarıyla giriftleşmiş daha geniş bir gurup içinde yolculuk etmeye başlamıştır.

Bilinçdışı, belirsiz akrabalık kavramlarının nasıl somut kurallara düştüğü tartışmaya açıktır. O eski çağların bir, kız çocukken herhalde annesinin özel arkadaşının etini onunla paylaşmasını onu korumasını ve ağladığı zaman onu kollarının arasında tutmasını beklemiş olmalı. Onunla arasındaki belirgin bağ zaman içinde ”kız çocuk-baba” ilişkisine dönüşecekti. Daha küçük erkek kardeşinin bakımına katılmaya mecburdur. Bu somut yükümlülükde ”kız-erkek kardeş”bağına dönüşecekti. Bazı dişiler daha sık olarak annenin yanındaydı, kız çocuk zamanla bunları ”teyze”bilecekti.

Büyük hayvan avcılığının artışı cinsiyetler arasındaki yoğunlaşmış iş bölümü ve çaresiz bebeklere uzun bir çocukluk dönemi süresince bakmanın yol açtığı olaylarla birlikte o ilk kimseler, bireysel kategoriler görmeye başladılar. Her birinin belirgin yükümlülükleri, görevleri ve sözle ifade edilmeyen toplumsal rolleri vardı.Ve akrabalık sistemlerinin de gelişmesiyle atalarımız, kimin kiminle eşleşmeye hakkı olduğunu tanımlamaya başladılar. Gelecek bölümde de göreceğiniz gibi, cinsellik kuralları ortaya çıktı.

Kaynak: HELEN E. FISHER -Cinsel Aşkın Anatomisi /  Varlık Cep Kitap




0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir