Amerika ve Suudi Arabistan ‘ın Tarihi İlişkileri

Bu yazıda Amerika ve Suudi Arabistan ‘ın Tarihi ilişkilerini konu alan bilgiler sunacağız.

Amerika ve Suudi Arabistan ‘ın Tarihi İlişkileri Amerikan petrol şirketleri, savaş öncesinde olduklarından çok daha güçlü olarak ortaya çıkıyorlardı. Bunun temel sebeplerinden biri de İngiliz ve Fransız rakiplerinin savaş sırasında çok fazla güç kaybetmesiydi. Washington’da bu güçsüzlükten faydalanmak için zaman kaybetmedi.

Savaştan sonra Rockefeller kuruluşları ve bankaları, yeni Amerikan İmparatorluğu’nun enerji ihtiyacını karşılamak üzere pozisyon alacaklardı. Özenle seçtikleri DİK üyeleri, Dışişleri Bakanlığı’nı etkin bir şekilde idare ediyorlardı. Bu sırada, David Rockefeller’ın sahibi olduğu -Vichy rejimi sırasında Nazilerle işbirliğine devam etmiş olan- Chase Bank, savaş boyunca I.G. Farben ve diğer Alman müşterilerine fonlar sağlamış, finansal işlemlerini gerçekleştirmişti.




Nelson Rockefeller, Franklin Delano Roosevelt’in Latin Amerika’daki ‘iyi Komşu’ politikasını kararlı bir şekilde yürütmeye devam ediyordu. Bu politika, kuzey ve güney Amerika topraklarında ABD etkinliğini genişletmek isteyen Monroe Doktrini’nin yenilenmiş şekliydi ve Rockefeller için çok büyük bir petrol ve madencilik pazarı açılmış oluyordu. Zaten yeterince büyük olan bu karteli daha da genişletmek için Başkan Roosevelt bir iyilikte daha bulunarak ve Rockefeller petrol şirketlerine Suudi Arabistan Krallığı’nın petrol hazinelerini sunacaktı. On yıllar sonra Ortadoğu’da yapılacak hamlelerin ilk adımı atılıyordu.

1941’de Amerika hükümeti henüz tarafsızken, kongrede Borç Verme Kanunu geçirilmişti.

Bu kanunla başkanın ülke savunması için önemli gördüğü ülkelere yardım gönderilmesi sağlanacaktı. Suudi Arabistan’ın ulusal güvenlikle herhangi bir ilgisi olmamasına rağmen kurallar esnetilerek Rockefeller’a çöl krallığının zenginliklerini sunacak yol açılmış olacaktı. Arabuluculuk görevini Harold L. Ickes üstlenmişti. Ickes, Roosevelt’in yakın çevresinde Rockefeller ailesine yakın bir isimdi. 1930’lardan itibaren yalnızca çok yakın kişilere tanınan bir ayrıcalık olarak Rockefeller ailesinin New York, Pocantico Hills bölgesindeki evine sık sık gitmekteydi.

Ickes, 1941’den sonra on üç yıl boyunca Roosevelt’in İçişleri Bakanı olarak ulusal güvenlik petrol koordinatörlüğü görevini yürütmüştü. (Ayrıca Yeni Düzen’in Kamu Hizmetleri Bölümü’nde, vergi mükelleflerinin milyarlarca dolarını özel sanayiye yönlendirmişti.) Rockefeller’ın Standard Oil şirketi ve
onların Arap merkezli ortakları ARAMCO, Ickes’in müdahalesiyle Roosevelt’i ikna ederek 1943’te Suudi Arabistan’a cömert yardımlarda bulunmasını sağlamıştı. Bu yardımla ABD hükümeti o topraklara ilk kez girmiş oluyordu.

Bu anlaşmayla ABD hükümeti, ARAMCO ve Arap- Amerikan Petrol Şirketi (Standart Oil Kaliforniya -Chevron- gibi Rockefeller şirketlerinin yönetimindeydi ve 1930’lardan itibaren Arap petrollerini ele geçirmeye çalışmaktaydı), için bir kalkan oluşturuyordu. Aralık 1942’de ABD Dışişleri Bakanlığı, Beyaz Saray’a bir mesaj gönderdi, “İnanıyoruz ki Suudi Arabistan petrol kaynakları, ulusal çıkarlarımız ışığında değerlendirilmelidir. Burada adı geçen ‘ulusal çıkarlar’, ABD’nin zengin Suudi topraklarını sömürürken, İngiliz rakiplerin devre dışı kalması anlamına geliyordu.

Subat 1943’te Roosevelt, Suudi Arabistan ‘ın Amerikan ulusal güvenliği için hayati önem taşıdığını açıkladı.

Ancak berhangi bir açıklama yapma zahmetine girmedi. Bu yardımlar, ARAMCO’nun Arap petrolleri üzerinde hak sahibi olması için ilk adımdı. İngiltere ise milyonlarca doları Arabistan’a akıtan
Roosevelt’e çok kızgındı. Ancak müttefiki Washington’la rekabet etmek için yeterli finansal gücü yoktu. Öyle ki İngiltere’nin kendisi ABD yardımlarına muhtaç haldeydi. ABD Dışişleri Bakanlığı, Suudi Arabistan’a girmekte geç kalmıştı. Londra 1. Dünya Savaşı’ndan sonra Ortadoğu’da kontrolü eline almıştı.




Bu konuda ‘Arabistanlı Lawrence’ olarak bilinen istihbarat görevlisi T.E. Lawrence’tan çok yardım almışlardı. ABD 1942’ye kadar Riyad’da bırakın elçilik, temsilcilik bile açmamıştı. Roosevelt, 1945’te yapılan Yalta konferansı’n dan dönerken, Kral Abdül Aziz’le başkanlık gemisinde gizli bir görüşme yaptı.
USS Murphy adlı destroyer Cidde limanına demir attığında ilk kez bir Amerikan gemisi bu topraklara gelmiş oluyordu. Abdül Aziz ve beraberindekiler, Süveyş Kanalı’ndan geçerek başkanla buluşmak için 14 Şubat günü USS Quincy gemisine geçtiler. Kral Abdül Aziz böylece ilk kez yabancı bir devlet başkanıyla biraraya geliyordu.

Roosevelt görüşme boyunca Kral’ın dini hassasiyetini rencide etmemek için içki ve sigara kullanmamaya özen göstermişti. Konuşma sırasında Kral, İngiliz kontrolündeki Filistin’deki Avrupalı Musevi mültecilerin durumunun yarattığı endişelerden bahsetti. Roosevelt, Araplara karşı Musevileri desteklemeyeceğine ve Arap halkına karşı düşmanca bir hareket yapılmayacağına söz verdi. Abdül Aziz konuşmalardan Filistin sorunuyla ilgili Roosevelt’in gösterdiği “anlayış” sebebiyle memnun ayrılmıştı. Roosevelt ayrıca kendi tekerlekli sandalyesinin ve DC3 uçağının bir benzerini ‘dostluklarının’ pekişmesi için hediye olarak vermişti. Kral bu durumdan oldukça hoşnut olmuştu.

Bundan üç gün sonra Roosevelt’in uyguladığı diplomasiye oldukça sinirlenen Churchill, Kral’la bir görüşme yapmak istedi.

Çok fazla alkol ve puro tüketen Churchill konuşmalardan önce ekselanslarına kendi dünyasında içki ve sigara kullanımının ‘kutsal bir adet’ oluğunu anlattı. Görünüşe göre Kral bundan pek etkilenmemişti. Churchill Arapların Filistin sorunuyla ilgili bir taviz vermekten kaçındı ve Kral’ın hediye ettiği ışıltılı mücevherlere karşılık olarak ucuz bitki esansları gönderdi. Roosevelt 5 Nisan 1945’te, Kral’ın istediği teminatların altıma imzayı attı. Böylece ARAMCO şirketiyle Arap petrollerinin özel haklarını elde etmiş oluyordu.

Bundan bir hafta sonra Roosevelt öldü. Churchill’den Roosevelt’in dul eşi Eleanor Roosevelt’e gizli bir mektup göndererek kendi doktorunun bağımsız bir otopsi yapmasını teklif etmiş, Churchill’in başkanı zehirlemesinden şüphelendiğini belirtmişti. Ancak Eleanor Roosevelt bu teklifi reddetti.

Roosevelt, ARAMCO’yu Arap petrolleri üzerinde etkili hale getirip Rockefeller’ın petrol imparatorluğuna en büyük hediyesini verecek kadar uzun yaşamıştı. Bu ödül, bir asır boyunca Amerikan dış politikasını belirleyecekti. Amerikan ulusal güvenliği ile İran Körfezi arasında ilk kez bir bağlantı kurulmuş oluyordu. Ne var ki bu hamle, Ortadoğu’daki ABD ‘ulusal çıkarları’ için henüz başlangıçtı.

Roosevelt ölmeden kısa bir süre önce Kral’ı ve petrolünü İngilizlerden uzak tutmak için ikna etmişti. Suudi petrolleriyle birlikte Amerika Birleşik Devletleri, ithal petrole ihtiyaç duymaksızın tamamen kendine yeter konuma gelmişti. 1948’de Ghawar’da dünyanın en büyük petrol rezervinin bulunmasıyla Amerika’nın dünya ekonomisi üzerindeki üstünlüğü pekişmiş oluyordu. Petrol, savaş sonrasında ekonomik büyüme için en çok ihtiyaç duyulan enerji kaynağı haline geliyordu. Rockefeller ise’ Amerikan Yüzyılı dünyasında bu güce sıkı sıkıya sarılmış durumdaydı. ( Amerika ve Suudi Arabistan )

Kaynak: Wall Street Amerikan Yüzyılının Çöküşü-F. William ENGDAHL – bilim+gönül yayınları kitabından alınmıştır.

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir