Alaturka Müziğin Yasaklanması ve Geçmişe Dönük Müzik Dünyamız

Alaturka Müziğin Yasaklanması ve Geçmişe Dönük Müzik Dünyamız

Alaturka Müziğin Yasaklanması ve Geçmişe Dönük Müzik Dünyamız

Alaturka Müziğin Yasaklanması ve Geçmişe Dönük Müzik Dünyamız : Türk Müziğinin yasaklanması, bilinen adıyla Alaturka müziğin yasaklanması, Musiki İnkılabı çerçevesinde görülmüş ve batılaşma reformları ile birlikte müzikte de devrime gidilmesi kararı alınması sonucunda gerçekleşmiştir.

Toplumda bu yenilik ve yasak pek bir karşılık bulmamış, insanların kültürel anlamda müzik zevkleri gene eskisi gibi devam edip yasak kısa zaman sonra kaldırılmıştır. Batılılaşma, Batı Müziği, Türk halkının açıkças söylemek gerekirse pek de hoşuna gitmemiştir. Bu konuda aşağıda alıntıladığımız kitapta (Müzik Dünyasını Anlamak-Michael Kuyucu) belirtildiği hususta olay şöyle gerçekleşmiştir.




1923’te Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması müzik alanında yeni girişimleri de beraberinde getirmiştir. Atatürk’ün öngördüğü reformlarla eski müzik kurumları Avrupa’dakilere benzer biçimlerde yapılandırılırken, yeni müzik kurumlarıda kurulmaya başlanmıştır. Reformların tam anlamıyla gerçekleştirilebilmesi için alanında iyi yetişmiş kişilere gereksinim duyulmuş, bu amaçla Cumhuriyetin ilk yıllarında Avrupa’nın Kültür Merkezlerine genç müzisyenler gönderilmiştir. (Aydıner, 2009:96).

Bununla beraber Cumhuriyetin kuruluşu müzik piyasasının yapısına ve denetimine bir değişiklik getirmezken, 1926 yılında piyasaya giren Colombia, o dönemde faliyette bulunan iki ana şirketi satın alarak Feriköy’deki plak fabrikasının sahibi olmuştur.

Elektrikli aygıt ve mikrofon ile gerçekleştirilen ses kayıt cihazının gelmesiyle yaşanan canlılık müzik piyasasında genişlemeye yol açmıştır. Bu dönemde piyasada Colombia’nın dışında Gramafon Türk Ltd. şirketi ve Polyphon Musikwere Deutsche Grammophone Ag.’nin oluşturduğu oligopolistik yapı görülmektedir. Gramofon Türk Şirketinin plak fabrikası açarak 78’lik plakları üretme amacına Atatürk’te destek vermiş ve fabrika için gerekli araziyi bağışlamıştır. (Çakmur, 2001:159)

1930’larda tüm yurtta süren Batılılaşma çabaları, iktidar eliyle toplumun kültürel dönüşümünü de hedef almıştır. Bu süreçte Batı Müziğini benimsetmek amacıyla 2 Kasım 1934’ten başlayarak 6 Eylül 1936’ya dek Türk Müziği radyolarda yasaklanmıştır. Benzer bir anlayışla Türk Müziğinin okullardaki öğretimine de son verilmiştir.

Radyoda Türk müziğine getirilen yasakla toplum Türk müziği dinlemekten mahrum kalmış ve radyo dinleyicileri Arap radyolarına yönelmiştir. O dönemde radyonun, halkın zevklerine etkileyecek yaygınlıkta olduğu tartışmalı olmakla beraber bu gelişmenin ileride arabeski ortaya çıkaran etkenlerden biri olduğu
da iddia edilmektedir.

Dere’ninde belirttiği gibi, halkın zevki zorla batıya yönlendirilmeye ve resmi müzik politikasına göre biçimlendirilmeye çalışılırken en istenmeyen şey olmuş, Arap radyosuyla Doğu Etkisi Türk Müzik zevkine işlemiştir.(2002:382-427). Bu etki, 1960’lı yıllarda arabesk müzik olarak popülerleşse de, 1990’lı yıllara dek bu tür müzik TRT kanallarında sansür edilmiştir.




0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir