5 Temmuz 1962 Oran Katliamı ve Tarihi Olayın İncelemesi

5 Temmuz 1962 Oran Katliamı ve Tarihi Olayın İncelemesi

5 Temmuz 1962 Oran Katliamı ve Tarihi Olayın İncelemesi

5 Temmuz 1962 Oran Katliamı : Bu isimsiz bir katliam. Hiç var olmadı sanki. Genellikle 3 Temmuz 1962’de bağımsızlığın Fransa tarafından tanınmasıyla biten Cezayir Savaşı kronolojisinde yer almıyor. Bu konuda hiçbir resmi tören yapılmıyor. Fakat yaptığım hafıza yolculuğunda bu isimsiz katliamdan ne kadar da çok bahsedildiğini duydum.

Birçokları gibi bende Oran Katliamı’nın bir dedikodu olduğuna inandım. Bir kara ayaklı abartması. Tıpkı savaş sırasında ölmüş 25 bin Cezayir Fransız’ını sağa sola duyurmaktaki inatları gibi. Aslında 1954 ve 1962 arasında dört beş bin ölü vardı, ama kara ayaklı hafızası, bu bilançoyu sadece Cezayir’de öldürülmüş Fransa Fransız’ı askerlerinide katmıştı.




Diğer büyük Avrupalı katliamının, yani 26 Mart 1962’de başkent Cezayir’de Isly Sokağı’nda meydana gelen Europe 1’in canlı yayın radyoları ile duyurulmuş, düşük rütbeli subayın, ”Ateşi durdurun! Ateşi durdurun, komutanım!” diye yalvarmasıyla tarihin sayfalarına kazınmış olan katliamın aksine. 5 Temmuz Oran Katliamı, gizli tartışılır, hayal ürünü ve yalnızca oradan canlı çıkabilenlerin hatırasını canlı
tuttukları bir olay gibi görünüyor. Son noktayı koyan hiçbir tarihi inceleme yok. Gerçek bir soruşturma yok. Çok az kitap var. Bir levha yok, Cumhuriyetin hiçbir resmi anması yok. 5 Temmuz Oran Katliamı söz konusu olduğunda, her şey şüphe götürür.

Bilançosu tartışılır. Oranlı kara ayaklılar üç bin ölüden bahsederken, 1962’nin resmi kaynakları bunu yirmi beş ölü olarak gösteriyordu.

İçinde bulunduğu şartlar tartışma konusu yapılmış. Cezayirliler ve De Gaulle’cüler için, ayaklanma Fransızların bozguna uğratmış Gizli Ordu Örgütü OAS’ın bir tahrikiyle başladı. Kara ayaklılar ve bir sürü Fransız askerine göre ise, sorumluluk Oran’da kitleler halinde öldürülen Fransızların yardımına koşmayı reddeden Oran’daki kolordu komutanı General Katz’a yüklenmeliydi.

Bir Fransız Cezayir’i Atlantisi’nde, bazılarının kara ayaklıların Aziz Bartelemy’si diye adlandırıldıkları olay üzerinde daha fazla şey bilmek istedim. Güneyin büyük bir günlük gazetesinde bir tarih köşesi hazırladığım sırada, 5 Temmuz 1962 Katliamı’nın şahitlerine bir çağrıda bulundum.

Bana yığınla mektup geldi, doğrudan şahit olanlar bana o günkü avı anlatıyordu. Kaybolanların çocukları kendilerini tanıttılar, özensiz veya ayrıntılı her tür yazıda, hepsi o gün kendileri kovalanırken Fransız ordusunun pasif kaldığını iddia ediyordu. Şüphesiz dolaylı ya da sonradan oluşturulmuş hafızaların ürünü olan bilgileri birinci el bilgilerden ayırt etmek gerekiyordu.

Daha sonra ne yazık ki bilinmeyen üç eserde toplanmış yüz kadar başka şahitliği inceledim. Derken daha
tarafsız şahitler bulmak istedim. 5 Temmuz tarihinde Oran Valiliği’nde görev yapmış ve meşhur olmuş bir seçkin yönetici, ayrıca kendisi de katliamlara bizzat şahit olan Paris Match’in özel muhabiri Serge Lentz’i buldum. Bunun dışında okudum. Dinledim. Karşılaştırdım.

Bunları yaparken, bir dehşete, korkunç bir duruma şahit oldum. O gün, Cezayir’in en İspanyol şehri ve hayatın tadının şehri olan Oran’da muazzam bir insan avı vardı. Camus’ün Veba’sında tarif ettiği ve felaketin doruk noktasına vardığı zamandaki Oran.

Olaylar, 5 Temmuz 1962’de, Oran şehrinin Arap nüfusu, bağımsızlığı kutlamaya hazırlanıyor. O
gün ayrıca 5 temmuz 1830’un, yani başkent Cezayir’in bey’i olan Osmanlı yöneticisinin bir Fransız elçisine yaptığı hakarete karşılık vermek için X. Charles tarafından gönderilen General De Bourmont’un Fransız birliklerinin başkent Cezayir’i aldıkları tarihin yıl dönümü.

Yüz bin Avrupalı, şehrin nüfusunun yarısı Oran’da kalmış, bu sırada on binlerce Oranlı limanda veya Senia’nın birkaç hafta önce açılmış ultra modern havaalanında bekleme kuyruklarına doluşuyor. Ulusal Kurtuluş Ordusu ALN Fas dönüşü muzaffer bir edayla Cezayir’e giriyor. O sabah bütün radyolar Cezayirlilerin dört gün önceki refarandumunun muzaffer sonuçlarını bangır bangır duyuruyor. Şehir şaşkınlık verici bir şekilde sakin. Çok az olay kaydediliyor. Geçici hükümetin birlikleri, yepyeni üniformalarından tanınan Cezayir ordusunun yedekleri şu ATO’lar görevlerini yerine getiriyorlar.

5 Temmuz 1962 Oran Katliamı ve Tarihi Olayın İncelemesi

5 Temmuz 1962 Oran Katliamı ve Tarihi Olayın İncelemesi

Korkulanın aksine Oran’da düzen sağlanmış gibi görünüyor. Saat sabahın 9’da Arap mahallesi olan Village negre’de mesleklerine göre sokak sokak gruplaşmış küçük ticarethanelerin etrafında, büyük günlere has bir hareketlilik var. Yerli mallar, nakışçılar, eskiciler, cevahirciler, kavurma dolapları… Müslüman çocuklardan oluşan yürüyüş kolları, yeşil ve beyaz fular taşıyan izciler aceleyle ilerliyor.

Kendileride izci forması giymiş küçük okullu kızlar peşlerinden geliyor. Hepsi gayet usluca öğretmenlerine itaat ediyorlar. Büyük bağımsızlık yürüyüşü bir barış havasında geçiyormuş gibi görünüyor. Kortej, iki tarafında da tekdüze şarkıların çalındığı Mağripli kafelerin dizildiği geniş bir cadde olan Joseph-Andrieu Bulvarı’nı takip ederek Village negre’dden çıkıyor.




Yetişkinlerinde yavaş yavaş aralarına katıldıkları kalabalık, Avrupalı şehrine doğru yöneliyor. OAS’ın uzun bir süre Araplara yasakladığı Joffre Bulvarı boyunca ilerliyor, Büyük Sinegog’un önünden geçiyor, Armes Meydanı’na taşıyor ve Deuxieme-Zouave Bulvarı’nı iniyor. Bu sabahın başında meydana gelen tek olay, küçük bir olay, Karguentah Meydanı’nda, Arap kalabalığın ”Maison du colon” denilen sömürge evinin önünde ıslık çalması. O sırada, diğer göstericiler katedralin önünde bulunan Jeanne-d’Arc Meydanı’na geliyor.

Yürüyüş orada duruyor. O sırada uçsuz bucaksız görünen kalabalık, kilise önünde adeta donuyor.

Sanki kendi cesaretinden gözü korkmuş gibi yerinde sayıyor. Sonra birden kadınların çılgıtları yükseliyor. Çoğalıyor, birbirlerine cevap veriyor. Kalabalık canlanmaya başlıyor. Ta ki bir sahne hepsinin dikkatini
çekene kadar. Genç bir Müslüman kadın at üstündeki Jeanne d’Arc heykeline çıkmayı başarmış. Çılgınca alkışlanıyor. Bir kol ona yeşil ve beyaz bir bayrak uzatıyor. Kadın, Jeanne d’Arc’ın gururla gökyüzüne uzattığı kılıca, Cezayir amblemini asmaya çalışıyor. Bunu hemen başaramıyor. Bir çok defa deniyor,
kalabalık bağırarak onu cesaretlendiriyor.

Cezayir bayrağı kılıcın ucunda dalgalandığında, toplu bir transa geçiyorlar. O zaman grubun başını çeken kadın İngiliz işgalciyi Fransa’da dışarı atan kadının şaha kalmış atının ayakları arasında çılgınca bir göbek dansı yapıyor. Kulakları yırtan bir memnuniyet çığlığı kalabalıkta yankılanıyor. Sonra eller dansın ritmine uygun çırpılıyor.

Binlerce el bu tuhaf balenin iki vuruşluk şarkısını çalıyor. Erkekler, kadınlar çocuklar, bu törenle sömürgeciliğin Cezayir’e empoze ettiği en tahammül edilmez efsaneyi defediyorlar. Kahraman Jeanne d’Arc’ın bakireliği… Büyükler, küçükler, ihtiyarlar ve gençler bir heykelin toplu tecavüzüne katılıyorlar. Cezayir’de artık Fransa yok, artık Fransız bakiresi yok, Cezayir, Cezayirlilerindir.

Çok geçmeden saat 11′ i buluyor. O zaman birkaç el ateş ediliyor. Kalabalık paniğe kapılıp çığlık çığlığa kaçışıyor. Silahlı adamlar ortaya çıkıyor. Avrupalıların şehrine dağılıyor. 5 Temmuz 1962 Oran Katliamı başlangıcı bu.

O andan itibaren, şehrin her tarafında kaos var. Cezayirli askerler cephe alıyorlar. Onların FLN’den mi, ATO’dan mı veya yağmacı mı oldukları bilinmiyor. Sokaklarda geziniyorlar, insanları tutukluyorlar, onları binaların koridorlarında veya kavşaklarda topluyorlar. Göstericiler yağmalamaya, Fransızları veya Fransız yanlısı, olarak görülen Müslümanları alacele idam etmeye başlıyorlar. İnsan avı bu.

Aylaklar, tüccarlar ve müşteriler, kafeciler, pencerede görülen her Avrupalı, şehrin en tanınan isimleri, mesela kendisi ile aynı ismi taşıyan dört yıldızlı otelin patronu M. Martinez gibi plajdan dönen kişiler, hepsi öldürülüyor. Öyleye doğru, Büyük Oran Postanesi, bu muhteşem cumhuriyet binası istila
ediliyor. Oradaki devlet memurları boğazlanıyor, en şanslılar ikinci kata kapanıp oradan, bir verici sayesinde telsizle SOS sinyali gönderiyorlar.

Bir yabancı gemi siyali alıp rotasını Oran’a çevirecektir. Gazeteci Serge Lentz yüzleri katılaşmış, donuk ve yüzleri şişmiş olan aşağı yukarı dört yüz Avrupalıdan oluşan bir kortejin geçtiğini görüyor. Bu kişiler, Petit-Lac Mahallesi’ne getirilecek ve uzun süre nefes alınamayacak bir çukura gömülecekler. Öğlene doğru, bölgenin askeri komutanı Genaral Katz, nihayet bürosundan çıkıyor. Durumu bizzat gözlemlemek için şehrin üzerinde helikopterle uçuyor.

Yukarıdan, kapı sundurmalarının altında pusuya yatmış kımıldayan her şeye gözü kapalı ateş eden Cezayirli askerleri veya Deuxieme-Zouave Bulvarı’nda, hırsla ateş açan bir ağır makineli tüfeği, sonra bir başkasını veya tekrar, sığınmak için Zouaves Garnizonu’na koşan kadınlı erkekli grupları, herkesten daha iyi görebiliyor.

General Katz, servisleriyle sürekli iletişim halinde. Bütün olup biteni biliyor. Kuşatılmış, L’Echo d’Oran gazetesinin bulunduğu binanın holünde neler olduğundan bile haberi var.

Kaçanlar çılgına dönmüş sığınacak yer arıyor. Gazetenin kapısına vuruyor, oraya girmek için yalvarıyorlar.
Onların peşinden ayaklanmacılar bağırarak yaklaşıyorlar. General müslümanlarında L’Echo d’Oran’a sığınmaya çalıştığını ve daha kötü bir felaketten kaçınmak için, onların, kendilerini dışarıda isteyen fellagalara geri verildiğini öğrenmiş…

General Katz deniz kenarından, geniş manzaralı bu caddenin üzerinden geçerken, içlerinde güvercinler gibi mermilere hedef olan yolcularıyla kavrulan bu onlarca arabayı görmemiş olamaz. Saat 12’yi çeyrek geçe, havadan teftişi bitince, birliklerine kımıldamamaları yönünde kesin bir emir veriyor. Talimat gereği Fransız ordusu garnizonlarda kalacak. General Katz daha sonra Senia’daki askeri üsse öğle yemeği yemeye gidecek. Kendisini araya girmesi için sıkıştıran endişeli bir subaya ” Karar vermek için saat 17’i bekleyelim ” diye cevap verecek.

General Avrupalıları koruma emrini ancak 14:20’da verdi. Öğle yemeği bitince. Galiba büyük bir kararlılıkla vermedi bu emri. İlk seyyar jandarma birlikleri ancak 15:30’dan itibaren bu operasyonlara başladılar. Şehir ancak saat 17’de Fransız ordusu Oran’a dağılınca sükunete kavuştu.

Vatandaşlarının imdadına yetişmesi için beş saat geçmesi gerekti. 5 Temmuz’un ertesi günü, hem Cezayirli sorumlulara, hem de Fransız yetkililere göre mesele açıktı. Bu bizzat Fransızların, Fransız Gizli Ordusu OAS’ın bir tahrikiydi. Ama ters tepki yapan bir gösteri. Resmi olarak yirmi beş ölü söz konusuydu. Bu rakam, yerel hastanenin bir FLN militanı olan müdürü tarafından verildi.

5 Temmuz 1962 Oran Katliamı ‘nın aslı bambaşka.

General Katz’ın 12 Temmuz tarihli ilk raporu, yüzlerce ölüden bahsediyor. Onun kurban sayısını abarttığından şüphlenmek doğru olmaz. Hayatının sonunu olayı hafif göstermekle geçirdi. Bir başka doğrudan şahitlik dikkate değer. O gün Oran Valisi’ne vekalet eden genç ve eğitimi itibariyle seçkin bir üst düzey Fransız devlet görevlisi anlatıyor. Adı Jean-Pierre Chevenement. 5 Temmuz 1962’de, bu korkunç günün sonunda, valilik servislerinin, söylendiği gibi kurban sayısında bir ayarlama yaptıklarını doğruluyor.

Bu sayı 807 kişiye yükseliyor. Yine de bu rakam belli bir şekilde azaltılmış olmalı. Çünkü bazı Avrupalılar gün bitmeden önce uçakla veya gemiyle şehirden kaçabildiler. Yüzlerce ölüden bahsetmek gerçeğe daha yakın olurdu. Tarihçiler bugün alçak sesle de olsa, iki yüz üç yüz ölü üzerinde anlaşmaya varmış gibi
görünüyor. Yüzlerce ölü, yirmi beş değil!

Kaynak: Georges-Marc Benamou-Bir Fransız Yalanı / Babil Kültür Yayıncılık kitabından alınmıştır.

DİP NOT: Burada da katliamın yabancı medya tarafından bildirimi. The Oran massacre of 1962

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir